"Fikirlerin üretimi de aynen Ford arabalarınınki kadar kesin bir sürece dayalıdır. Fikirlerin üretimi de bir montaj fabrikasında gerçekleşir. Bu üretim sürecinde zihin, öğrenilebilir ve kontrol edilebilir etkin bir yöntem izler ve bu yöntemin etkili bir şekilde kullanılabilmesi için, başka herhangi bir iş aletinde olduğu gibi, tekniğin, pratik yaparak geliştirilmesi gerekir."
"Çocukların, kaderlerini belirlemekten acîz kölelerden pek farkları yoktur aslında. Aile büyükleri nereye derse, oraya sürüklenmek zorundadırlar. Kimse onların bağlarını, arkadaşlık ilişkilerini, çevre ile kurdukları iletişimi dikkate bile almaz. Denkler toplanır, çocuklar da bu denklerle birlikte, bir bilinmeyene doğru sürüklenirler.
Zaten hayatın kendisi de bir bilinmeyene doğru sürükleniş değil midir?"
"Uzun süre çükümde iltihaplı akıntılar oldu, iltihap kuruyup donuma yapışıyor, işerken ya da donumu çıkarırken büyük acı veriyordu. "Peygamber efendimiz" in başıma sardığı bu belâya daha o zamanki aklımla bile lânetler savurmuşumdur. Bütün "bilimsel" ve dinsel açıklamalara rağmen, sünnetin "yararlarına" hiçbir zaman inanmadım. Gövdenin bir parçasını durup dururken kesip biçmek, insanları genç yaşta sakatlamaktan başka bir anlama gelmiyordu. Üstelik, en lâik, hattâ en dinsiz ailelerin bile İslâm'ın hiçbir şartını yerini getirmezken, sünnet söz konusu olunca, erkek çocuklarını bıçağın altına teslim etmedeki ivecenlikleri beni her zaman hayretlere düşürmüştür."
"Eğer bir ailenin kadınları, anaları, teyzeleri vb. bir aşkı ya da evliliği önlemek ister, bir kızı gelin olarak benimsememeye karar verirlerse, büyük ihtimalle bunu gerçekleştirirler. Yani onların oluşturduğu engel aşılmadan, böyle bir birleşme pek mümkün değildir."