"Ne var ki, savaşın ve ölümün pençesi çok yakından bildiğiniz, tanıdığınız insanların boğazına yapıştığında, bütün o hamaset tiyatro perdesi, Hacivat-Karagöz oyunlarının, "yıktın perdeyi, eyledin viran" bilinen tekerlemesinde olduğu gibi, yıkılıp viran oluyor, gerçeğin soğuk rüzgârı yüzünüze çarpıyordu."
"Derken, Anadolu'da sürmekte olan milli mücadele iyice yaygınlaşmaya başlar, Mustafa Kemal'in liderliğinde Ankara hükümeti kurulur. Bunun gerçekleşmiş olmasının verdiği güvence, İstanbul'daki okumuş yazmış kesimde ve subaylar arasında önemli bir hareketlilik yaratır. İstanbul işgal altındadır, saltanat idaresi büyük bir gürültüyle çökmektedir. Anadolu'daki Ankara Hükümeti büyük umuttur. Bırakın "milletin geleceğini", kişisel geleceğini düşünen herkes, artık Ankara'ya iltihak etmenin yollarını aramaktadır."
"Nedendir bilmem, ölüm bana, korkunç olduğu kadar gülünç de gelir. Hareket eden, gülen, konuşan bir canlı, anîden bu tür şeyleri yapmaktan "vazgeçip" anlamsız bir et ve kemik yığınına dönüşüyor. Belki de bu yüzden, ölümle dalga geçmeyi tercih ederim."
"Her şey iz bırakmamacasına yok edilmiş, kuşlar ötmez olmuş, bunların yerini, hiçbir özellikleri olmadığı için insanın belleğinde bir iz bile bırakmayan kişiliksiz apartmanlar almıştı."