Sürekli mutluluk içindeki acısız hayat artık insan hayatı olmaya caktır. Olumsuzluğun peşine düşen ve onu dışarı atan hayat ken dini geçersiz kılar. Ölüm ve acı birbirine aittir. Acıda ölüm önce den hissedilir. Acıyı yok etmek isteyen ölümü de ortadan kaldır mak zorundadır. Ama ölüm ve acısı olmayan hayat insani bir ha yat değil ölmemişlik hayatıdır. İnsan hayatta kalmak uğruna ken dini ortadan kaldırır. Muhtemelen ölümsüzlüğe de erişecektir ama hayatı pahasına.
Palyatif toplum aynı zamanda bir "beğendim" toplumudur da. Bir beğeni çılgınlığına kapılmıştır. Her şey beğeni kazanana ka dar düzleştirilir. "Like" günümüzün imi, hatta ağrı kesicisidir. Sadece sosyal medyaya değil, kültürün bütün alanlarına hakim dir. Sadece sanat değil, bizzat hayat instagramlanabilir olmak durumundadır; yani acı verebilecek keskin kenarlar, uçlar, çatış malar, çelişkiler giderilmiş olmalıdır. Acının arındırıcı olduğu unutulur. Acı katartik bir etki gösterir. Beğeni kültürü katharsis(Aristoteles'in trajedinin etkisi olarak tanımladığı ruhsal arınma.) imkanından yoksundur. Bu da insanların beğeni kültürünün yü zeyi altında biriken olumluluk cürufunda boğulmasına yol açar.
Acı yaratacak her durumdan kaçınılıyor. Aşk acılarına bile şüp heyle bakılmaya başlanmıştır artık. Algofobi toplumsal alana da uzanır. Acı verici tartışmalara yol açabilecek çatışma ve fıkir ay rılıklarına ve çatışmalarına giderek daha az yer verilmektedir.