Ama Leyla kendi geleceğinin, ağabeylerinin geçmişi ile boy ölçüşemeyeceğini biliyordu. Ölümleriyle de yer yüzünden silinmişlerdi. Anne şimdi onların hayat müzelerinin müdürüydü, Leyla ise yalnızca bir ziyaretçi. Onlara ait efsanelerin doldurulduğu bir kap. Anne'nin mürekkeple, onların destanını yazdığı bir parşömen.
Birçok kişinin sevmediği kitabı ben çok sevdim. Bazen kadın karakterimiz Ivy'nın yaptıklarını çok saçma bulsam da genelde hak verdim. Ivy'nin babası ve ablası çok sinir bozuculardı. Mükemmel olmasa da kötü bir distopya değil. Özellikle Bishop'u ben çok sevdim. Sonu güzel bitti, insan ikinci kitabı merak ediyor. Kendini okutturan bir kitap, bir şans verin.