Evvelce fazilet diye baktığı şeylerin birer merasim ve gösterişten ibaret olduğunu ve asıl iyiliğe yalnız ahlak münakaşalarında veya akıllı nasihatlerde rastlanabildiğini, namuslu olabilmek için başkalarının namusuna dil uzatmanın, kirlenmeden yükselebilmek için temiz alınlara basarak çıkmanın yeter olduğunu ve daha buna benzer birçok şeyleri gördükçe şaşkınlığı büsbütün artıyordu. Fakat o, böylece ahmaklık ve aciz isimli mahluklarla, bunların çocukları, küstahlık ve riya adlı iki zavallıyı tanımış oldu.
Bir de gerçekten güzel ahlâklı kimseler de
vardır ki, bunlar, her nasılsa, ahlâkı bozuk
insanların arasına düşmüşlerdir. Onlar da bu
saflıklarından utanarak, 'aman bu da ne geri
kafalı insan,' demesinler diye, kendilerini
ahlâksızların yanlışlarına uymak zorunda
hissederler. Bu da yanlış bir davranıştır. Ruhun
korkaklığı, insan iradesinin zayıflığını gösterir.