"Sınavla karşılaştığımızda genellikle öfke ya da umutsuzlukla tepki gösteririz ; bize haksızlık gibi gelen şeyi haklı olarak reddederiz. Ama öfke sağırlaştırır, umutsuzluk kör eder. Bize sunulan büyüme fırsatını kaçırırırız. Bu durumda sert darbeler ve yenilgiler birbirini izler. Üzerimize çullanan şey kader değildir, mesajını yenilemeye çalışan hayattır. "
"Başkasının evrenini kucaklamak, öncelikle onun dünyasına girme isteğinin sende olgunlaşmasıdır. Onun yerinde olmayı deneyimleme isteği duyana dek onunla ilgilenmen demektir. Onun gibi düşünmeye, onun inandığı şeye inanmaya ve hatta onun gibi konuşmaya ve onun gibi hareket etmeye çalışmaktan zevk almak demektir. Bunu başardığında, başkasının hissettiğini yeterince doğru hissedebilecek ve o kişiyi gerçekten anlayabilecek durumda olacaksın. Birbirinizle uyum içinde, aynı dalga boyutunda hissedeceksiniz kendinizi. Sen elbette sonra yeniden kendi konumuna geçebilirsin. Her ikinize de yararlı bir iletişim sağlamış olursunuz. Ve göreceksin, karşındaki de seni anlamaya çalışacaktır. Senin evreninle ilgilenecektir,özellikle böyle bir iletişim kalitesini sürdürebilme arzusuyla hareket edecektir."