Sertaç Ünver

Sertaç Ünver
@Sertac_
personel trainer
üniversite
istanbul
istanbul
6 okur puanı
Şubat 2021 tarihinde katıldı

Sertaç Ünver

, bir kitap okudu
10/10
·254 syf.·
Beğendi
·
2021 15. kitabı
Douglas Adams
7.7/10 · 312 okunma
Reklam
'kim böyle döndürüp çevirdi ki bizi ne yaparsak yapalım, duruşumuz hep ayrılıp giden birinin duruşu? o nasıl durursa son tepede, ona vadisini baştan başa bir kez daha gösteren, nasıl dönüp bakar, durur, beklerse biz de öyle yaşar ve hep vedalaşırız.''
"kalbinde çözülmeden kalan her şey için sabırlı ol. cevapları şimdi arama. şu anda cevaplar sana verilmez, çünkü sen henüz onlarla yaşayamazsın. bu, her şeyi o an yaşama meselesidir. şu anda soruyu yaşaman gerekiyor. belki daha ileride, farkına bile varmadan, günün birinde kendini cevabı yaşarken bulacaksın "
"Bu konuşma sırasında Bay Kniemann’ın siperden yavaş yavaş çıkardığı başı, zevksiz bir mektup ağırlaştırıcı gibi ileri fırlamış alt çenesiyle üzerinde ‘Dosya B’ yazılı bir dosya üzerinde durmaktadır. Bay Kniemann merakla, başını sallıyor: “Hayatta?” “Hayatta!” diye onaylıyor genç memur ciddi ciddi; yanakları ateş gibi yanıyor. “Yalan değil: El bir süre arayıp yoklayarak gezinir sağda solda, hayata açılan kapıyı ha deyince bulamayız. Sonra, bir tehlikedir bu hayat aynı zamanda. Anlayacağınız bir tepedir, bir uçurumdur, bir ada, öte yandan bir dalgadır, her şey, her şeydir kısaca. Bu ne demektir, biliyor musunuz? Söyleyeyim size. Noel gecesidir. Noel hediyeleridir. Oh, tüm hediyeleri tutabilmek için eller, tüm hediyeleri hayran hayran seyredebilmek için gözler yetmez. Kısacası o kadar zenginlik karşısında insan adeta yoksul hisseder kendini.” “Hayatta.” Bu kez soru işareti içermiyor sözcük. Ve yaşlı Kniernann’ın zavallı sesi farkında olmadan genç memurun büyük sevincine öykünüyor. Bay Kniemann ağzından çıkan sesin tonu karşısında şaşırıyor ve bir dili öğrenmeye çalışan biri gibi bir kez daha özenle yineliyor sözcüğü. “Hayatta.”"
"Ötekiler beklemeyi uygun görüyorlar. Bu hoş kokulu karanlıkta öylesine tuhaf bir güzellik var ki! Sessiz durmaktan başka bir şey yapmak gereksiz. İnsanı alıyor bu hava, bir beşik gibi sallamaya bayılıyor. “Sen nasıl üstesinden geliyorsun bu işin, Lubowski? Senin burada hiç terpentin kokusu gelmiyor insanın burnuna,” diyor ressam, üzerinde pek durmayarak. Baron da ekliyor: “Terpentin şöyle dursun, çiçek kokuyor burası, bir yerde çiçek var mı?” Sessizlik, Lubowski, bulutlarının çok arkalarında kalıyor. Ama hiç sabırsızlanmıyor üç arkadaş. Zamanları ve likörleri var nasıl olsa. Biliyorlar, bekleyecek, istediklerine sonunda kavuşacaklar."