Beyaz Mutluluk

Rainer Maria Rilke
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 32 dk.
Sayfa Sayısı:
160
Basım Tarihi:
2003
Yayınevi:
Cem Yayınevi
ISBN:
9789754067699
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2017 64. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2017 22:42
Rilke, yirmi üç öyküden oluşan bu kitapta, şiir ile düzyazı arasında sarkaç gibi gidip geliyor ve öyle bir ustalıkla yapıyor ki okuduğunuzdan keyif alıyorsunuz. İnsanı yormadan bir çırpıda zevkle okunacak öyküler...
Beyaz MutlulukRainer Maria Rilke · Cem Yayınevi · 2003201 okunma
6/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
Kısa öykülerden oluşan bir kitap Beyaz Mutluluk. Okurken bazıları size basit ve hatta klişe gelebilir ama yazım olarak kötü değildir. Bunun yanısıra yazıldığı dönemi de ele alarak okumanızı öneririm.
Edebiyat
Beyaz MutlulukRainer Maria Rilke · Cem Yayınevi · 2003201 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2021 28. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2021 21:26
Beyaz Mutluluk İçinde bir beyaz yok Rilke'nin. Hep gri, hep örtülü, tane tane akşamın ilk karanlık basma anı anlatılır adeta. Bir ölümler koleksiyonu işlenir, her öyküde. Lokal bir sahnenin ruhunu koklarsınız, sonrasında ölüm ile kapanır perde. Cahit Zarifoğlu'nun, Rilke'nin tek romanı olan Malte Laurids Brigge'nin Notları romanı üzerine yazdığı, Rilke'nin Romanında Motifler kitabında belirttiği üzere, modernizm ile birlikte adeta fabrikasyon doğumlar ve fabrikasyon ölümler dönemine girilmiştir. Her doğumun olduğu gibi, her ölümün de sahnesidir hastane. Yaşam tarzları da ölüm tarzları da aynıdır artık. Rilke, bu aynılığı reddederek, her bireyin kendine has bir yaşantısı olduğu gib, kendine has bir ölümü de olduğunu anlatır bize. Kim bilir, belki kapanan gözlere açılan, beyaz mutluluktur. İyi okumalar.
Beyaz MutlulukRainer Maria Rilke · Cem Yayınevi · 2003201 okunma
7/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2025 00:00
2025 KİTAP:9 Kitapta 23 tane Rilke öyküsü var hepsi 19.yy’da yazılmış. 2 ile 10 sayfa aralığında ve insanı sıkmayan öyküler bunlar. Kahramanları asker , ressam , tüccar , hasta ve toplumun her katmanından insanlar. Geneli hayatın çok kısa bir anın öyküsü.
Beyaz MutlulukRainer Maria Rilke · Cem Yayınevi · 2003201 okunma
7/10
·160 syf.··
2020 299. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2020 00:40
İçinde 'beyaz mutluluk' hikayesinin de olduğu, her biri birkaç sayfalık hikayelerden oluşan, rahat okunan bir kitap. Özellikle birkaç tanesi çok güzeldi. Yazarın cümleleri oldukça basit, betimlemeleri yerinde, ilk okunduğunda sıradan, yüzlercesinin benzeri bir yazar gibi düşünüyorsun fakat hikayelerinde insanın içine dokunan bir şeyler var. Nedense Sait Faik hikayelerini okuyormuşum gibi geldi bana (kesinlikle Sait Faik çok daha iyi). Sadece 'Beyaz mutluluk' hikayesinde; trende giderken, ''... bir sigara yaktı, ama dumanına katlanamayarak az sonra fırlatıp attı pencereden. Gözleriyle için için yanan kırmızı noktayı izledi. Boşlukta geniş bir yay çizdi nokta.'' bu biraz saçma geldi bana, aklımda tam hayal edemedim. Seyir halindeki bir trenin camından fırlatılan sigaranın bu şekilde görülmesi zor. Ya çok yavaş gitmesi veya duruyor olması gerekirdi trenin. Ha çok mu önemli, değil ama okurken hayalimizde canlandırdığımız olaylara durduk yere mantığımızı karıştırmak durumunda bırakıyor bizi.
Beyaz MutlulukRainer Maria Rilke · Cem Yayınevi · 2003201 okunma
Ey Rilke! Ölü balık gözlü, melankolik adam!
Puan vermedi·160 syf.··
2021 11. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2021 01:25
Rilke, şiirlerinde dizginleyemediği düzyazı fetişliğini bu kitapta kana kana eylemiş gözüküyor. Havada asılı kalan öykü örüntülerinin bir arada sunulduğu bu kitabı, Rilke'nin rağmına, Kamuran Şipal çevirisi olduğu için okudum desem yeridir. Biraz Çehov sadeliği varsa da üslubunda, neredeyse hiçbir şey söylemeyen ve alelacele ayakta yazılıp ardından pek az ışıltılı konfetiler gibi havaya fırlatılmış ve havada asılı kalmış hissi uyandıran öyküler barındırırıyor Beyaz Mutluluk. Daha çok başkalarının hayatını, kendi cephesinden öyküleyerek değil de, şairleyin günlükleyerek kaleme almış sanki Rilke. Yine de betimlemeleri için hakkını teslim etmek gerekiyor. Şiirlerin kadar asla sevilmeyecek öykülerin Rilke. Ey Rilke! Ölü balık gözlü, melankolik adam!
Beyaz MutlulukRainer Maria Rilke · Cem Yayınevi · 2003201 okunma

Yazar Hakkında

Rainer Maria RilkeYazar · 51 kitap
 Rainer Maria Rilke,Alman lirik şiirinin en önemli temsilcilerinden biridir. Babası Josef Rilke Alman kökenli bir demiryolu memuru, annesi ise Praglı zengin bir aileye mensuptu. Çok hırslı ve kaprisli bir kadın olan annesi oğlunu kendi özlemleri doğrultusunda yetiştirmek istedi. Altı yaşına gelinceye kadar kız çocuğu gibi giydirilen Rilke, zayıf ve ince ruhu nedeniyle annesinin bu tutumundan etkilenerek başta kadınlar olmak üzere insanlarla iletişim kuramaz hale geldi. Şiirlerinde çocukluk yıllarını bir yandan içtenlikle bir yandan da korku çağrışımlarıyla anlatmasının en büyük nedeni de budur.   Dokuz yaşına geldiğinde annesi ile babası boşandı ve Rilke annesinin yanında Viyana'ya gitmek zorunda kaldı. Babasının toplumda elde edemediği saygın yeri edinmek amacıyla 1886'dan sonra St. Pölten'e ve Bohemya'daki Maehrisch-Weisskirchen'de askeri okullara devam etti. Beş yıl sonra Linz Ticaret Akademisi'ne kaydını yaptırdı. Rilke'nin eğitimi bununla da bitmedi. Özel derslerin yanı sıra Prag'da edebiyat ve sanat tarihi de okudu. İlk şiirleri Yaşam ve Şiirler'in yayınlanması bu yıllarda oldu.  1896-99 yılları arasında öğrenimini Münih ve Berlin'de sürdüren Rilke, Münih'te yaşayan kadın şair Lou Andreas Salome ile tanıştı. Daha önceki yıllarda Nietzsche'nin aşık olduğu bu kadının Rilke'nin sanatçı kişiliğinin gelişmesinde büyük rol oynadığı belirtilir. Salome ile birlikte 1897'de Berlin'e, 1898'de Floransa'ya bir yıl sonra da Rusya'ya giden yazar, Rusya'da Tolstoy tarafından karşılanıp dönemin ünlü ressamı Pasternak ile tanışınca büyük mutluluk duydu. Kremlin'de tanık olduğu Ortodoks Paskalya Yortusu ve Rus halkının dindarlığı yazar üzerinde önemli etkiler bıraktı. İki yıl sonra yine Lou Andreas'la birlikte ikinci kez Rusya'ya giden Rilke, ülkenin güney bölümünü de dolaşarak yeniden Tolstoy'la buluştu. Bu geziden sonra ruh sağlığı bozulan yazarı terk edenler arasında Salome'de bulunuyordu.   Ressam Heinrich Vogeler'in çağrısına uyan Rilke, Worpswede'ye yerleşti ve 1901 yılında evlendi. Ancak bu evlilik sadece bir yıl devam etti. Boşanmasından bir süre sonra Rodin'in yaşamını yazmak amacıyla Paris'e gitti. Bir süre sonra da Rodin'in özel sekreterliğini yapmaya başladı. Hem Paris'teki yaşamı hem de Rodin'in kişiliği Rilke'nin yaşamında adeta dönüm noktasını oluşturdu. Rodin üzerinde araştırma yapmaktan çok onun sanatı ışığında Paris'teki yaşamını dile getirdiği Auguste Rodin, yazarın düzyazı türündeki ilk önemli yapıtıdır. Malte Laurids Brigge'nin Notları adlı romanını tamamladıktan sonra bir yıl boyunca Kuzey Afrika'yı dolaşan yazar, 1912'de Kontes Marie von Thurn und Taxis adlı bir soylunun Trieste yakınlarındaki Duino Şatosu'na yerleşti. 1909'da Paris'te tanıştığı Kontes, Lou'dan sonra Rilke'nin sanatını belirleyen ikinci güçlü kadın oldu ve yazar bu tarihten sonra yeni bir yaratıcılık sürecine girdi. Duino Ağıtlarını da burada yazdı.   Birinci Dünya Savaşı yıllarını genellikle Münih'te geçirdi. Bir ara Viyana'daki savaş arşivinde çalışan yazar 1919'da İsviçre'ye, üç yıl sonra da Wallis Kontu'na ait olan ortaçağdan kalma Muzot Şatosu'na yerleşti. Orpheus'a Soneler'i burada yazdı. 1923 yılında Lösemiye yakalandı ve sağlığı giderek bozuldu. 51'inci doğum gününü kutladıktan birkaç hafta sonra 29 Aralık 1926'da Montreux yakınlarındaki Valmont'ta hayata gözlerini kapattı.  Sanatçı kişiliği: Şiirlerinin yanı sıra çağdaş Alman romanının öncüsü sayılan Malte Laurids Brigge'nin Notları adlı eseriyle de ün kazanan Rilke, ekonomik bunalımların ve kapitalist gelişmelerin belirlediği sanattan uzak bir çağın içinde yetişmiş, gerek yaşamı gerek yapıtlarıyla hayatı mekanik, cansız bir hale getiren duygulardan yoksun modern çağa, insanların birbirine ve kendi kendisine yabancılaştıran, yalnızlığa iten yaşama biçimine karşı gelmeye çalışır. Yazarın yaşamını belirleyen olaylar, onun sanatında da büyük değişimlere yol açmıştır. İlk dönem şiirlerinde görülen gelişmede sevgilisi Lou'nun ve birlikte yaptıkları Rusya gezisinin payı büyüktür. Dilin duygulara seslenen ses özelliklerine büyük bir duyarlılıkla yaklaştığı Saatler Kitabı, Rilke'nin Rusya yaşantısını ve Paris yıllarının etkilerini yansıtır. Kitap üç bölümden oluşsa bile sanki uzayıp giden bir şiir havasını taşımaktadır. Rilke'nin nesnelere ve dış dünyaya bakış acısından kaynaklanan yeni bir Tanrı imgesi, özellikle ilk bölümün temelini oluşturur. Tanrı'yı bu dünyanın dışında değil, evrenin her zerresinde bulur; art arda sıraladığı imgelerde, Tanrı'nın varlığını yaşar. İlk baskısı Saatler Kitabı'ndan önceye rastlayan çağı ve konusu bakımından olduğu kadar yazarın sanatındaki gelişmeyi yansıtması açısından da geçiş niteliği taşır. Rilke'nin ikinci baskıya eklediği 37 şiirde Paris yaşantısının etkisi büyüktür. Güz Günü ve Akşam gibi tanınmış şiirler, bu baskıya eklenenler arasında olup yeni bir döneme geçişin izlerini yansıtır. Sanatsal yaşamının ikinci döneminin başlıca iki yapıtından biri olan, Rodin ve Paris kentinin etkilerini taşıyan Yeni Şiirler adlı kitaptır. Burada artık Tanrı, aşk, ölüm gibi konulardan dış dünyaya nesnelerin dünyasına geçiş sözkonusudur. Panter ve Roma Çeşmesi adlı şiirlerinde nesnelerin kendisinden yola çıkan Rilke, kişisel duygularına ve izlenimlerine yer vermeksizin salt nesneyi tanımlar. Dış dünyaya bakışının değişmesindeki en büyük etkiyi ise yıllarca yanında yaşadığı Rodin sayesinde elde etmiştir. Yeni Şiirler ile Alman edebiyatında 'nesne şiiri' adı verilen yeni bir tür oluşturan Rilke'nin yaratımları, Rodin'in yapıtlarında olduğu gibi plastik nesneler olmayıp 'yazılı nesnelerdir'. Bu şiirlerinin temelinde yatan ve Rilke'nin 'görmeyi öğrenmek' olarak nitelendirdiği dış dünyaya bakış ilkesi, Malte Laurids Brigge'nin Notları adlı romanı için de geçerlidir. Kişinin kendisine ve çevresine yabancılaşması, büyük kent insanının yalnızlığı, insanın varlığını oluşturan ölüm korkusu gibi konuları geleneksel roman kalıplarının dışına çıkarak işleyen bu yapıt, genç bir Danimarkalı şairin Paris yaşantısını anlatan bir günce biçimindedir. Romanda Rilke'nin Prag'la ilgili çocukluk anıları, Rusya ve İskandinavya yolculukları, özellikle de onu derinden etkileyen Paris yaşantısının etkileri görünmektedir.