Sertaç Ünver

Sertaç Ünver
@Sertac_
personel trainer
üniversite
istanbul
istanbul
6 okur puanı
Şubat 2021 tarihinde katıldı
" Kont Saint-Quentin çayını yudumluyor; zarif fincanla öylesine ilgileniyor ki, fırsat bulup kendisi de bir şey söyleyemiyor. Elinden bırakır bırakmaz bir ezgidir mırıldanıyor fincan. Ama Alman ressam içerliyor, yarı yolda bırakılmış hissediyor kendini, ne pahasına olursa olsun davasında haklı çıkmayı kafasına koymuştur. Dolayısıyla, başlıyor konuşmaya: “Zaten bu yüzden değil mi aslında bir sanatınız yok sizin, siz Polonyalıların ve daha bilmem kimin. Eh, edebiyata gelince, belki. Dünyanın insanın istek ve beklentilerini karşılamayışının yol açtığı hüzünden yola çıkılarak güzel şiirlerin yazılabilmesi gerekir nihayet. Sonra da şu duygusal müzik, hım, Chopin, Çaykovski, diyecek bir şey yok buna."
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim

Sertaç Ünver

, bir kitap okudu
10/10
·42 syf.·
Beğendi
·
2021 14. kitabı
Rainer Maria Rilke
7.6/10 · 3.272 okunma

Sertaç Ünver

, bir kitap okudu
10/10
·160 syf.·
Beğendi
·
2021 13. kitabı
Rainer Maria Rilke
7.4/10 · 202 okunma
"Gerçekten onlar hakkında çok az şey bilinirdi, ama çalıştıkları, üredikleri sürece ne yaptıklarının bir önemi yoktu. Proleterler yönetimsiz bırakıldıkları zaman, Arjantin'in ovalarına salınıvermiş sığırlar gibi, doğal buldukları ilkel bir yaşam birimi geliştirmişlerdi. Doğarlar, sokaklarda büyürler, on iki yaşında işe gitmeye başlarlar, kısa bir güzellik ve cinsellik döneminden geçip yirmi yaşında evlenirler, otuz yaşında orta yaşlı olurlar ve ortalama altmış yaşında ölürlerdi. Ağır bir çalışma hayatı, ev ve çocuk sorunu, komşularla ufak tefek tartışmalar, sinema, futbol, bira ve her şeyden önemlisi kumar, akıllarının ufkunu doldururdu. Onları denetlemek zor değildi. Düşünce Polisinin birkaç casusu aralarında dolaşır, yalan dolan söylentiler yayar, tehlikeli olabileceği düşünülen bireyleri saptar ve ortadan kaldırırlardı; ama Partinin ideolojisini kendilerine aşılamak için, hiçbir girişimde bulunmazlardı"
"Taşlık yeni yıkanmış gibi, ıslaktı. Gökyüzünün de yıkanmış olduğu duygusuna kapıldı; bacaların arasından tertemiz, masmavi görünüyordu. Kadın yorulmaksızın ileri geri dolaşıp duruyor, ağzını mandallarla tıkayıp açıyor, şarkı söylüyor ve sürekli çocuk bezleri asıyordu. Winston onun geçimini çamaşır yıkayarak mı sağladığını, yoksa yirmi otuz kadar çocuğun tutsağı mı olduğunu merak etti. Julia da yanına gelmişti, birlikte aşağıdaki iri gövdeyi izlemeye başladılar. Winston, kadının kendine özgü davranışlarına baktığında onun ne kadar güzel olduğunu fark etti, birden. Çocuk doğurmaktan anormal boyutlara ulaşmış, işten yıpranmış, sertleşmiş; elli yaşında bir kadın bedeninin güzel olabileceği ilk kez geliyordu aklına. Ama neden olmasın, diye düşündü. Bu külçe gibi beden ve kırmızı cilt, gül meyvesinin gülle olan benzerliği gibi, bir genç kızın bedenini hatırlatıyordu. Neden meyve, çiçeğinin yanında daha az değerli olsun? "Güzel kadın," diye mırıldandı."