"Stebbins gülmeyi keserek Garraty'nin bileğini sıkıca tuttu. «Belki de öğrenebileceğin en önemli şey bu. Hayatın ölümü yenmesinin sırrı. Bu denklemi çözebildiğin an, ölmeyi de başarırsın, Garraty. Hayatını, hovardalığa çıkmış bir sarhoş gibi harcayabilirsin.» Stebbins elini çekti.
Garraty bileğini ağır ağır ovuşturarak endişeyle Olson'a doğru gitti. Onun yüzündeki gizemi çözmeye çalıştı. Vaktiyle seyrettiği bir film yüzünden korkmuş ve sabaha kadar uyuyamamıştı.
Filmin yıldızı kimdi? Robert Mitchum değil mi?
Kendine engel olamayarak sık sık cinayet işleyen Güneyli, acımasız bir rahip rolündeydi. Olson da profilden biraz ona benziyordu şimdi. Kiloları erirken sanki gövdesi uzamıştı.
Su kaybı yüzünden derisi pul pul olmuş, gözleri iyice çukura batmıştı.
Saçları mısır püskülleri gibi uçuşuyordu. Garraty, ah, ama o bir robottan başka bir şey değil ki, diye düşündü."