popülist çözüm “araştırma” yoluyla gerçeğe ulaşmaya yönelik modern bilimsel düşünceyi bir kenara bırakıp ilahi ilhamlara veya mistisizme geri dönmektir. Hıristiyanlık, İslamiyet ve Hinduizm gibi geleneksel dinler insanları yalnızca ilahi bir zekânın yardımıyla gerçeklere ulaşabilen, güvenilmez, güce aç canlılar olarak karakterize eder. 2010’lar-da ve 2020’nin erken dönemlerinde Brezilya’dan Türkiye’ye, ABD’den Hindistan’a kadar tüm dünyadan popülist partiler, bu türden geleneksel dinlerle aynı rotaya girdiler. Kadim kutsal kitaplara gözü kapalı inanırken modern kurumlara dair besledikleri radikal kuşkularını durmaksızın dile getirdiler. Popülistler, New York Titnes veya Science'ta okuduğunuz makalelerin güç kazanmak için yapılan hileli birer manevra olduğunu fakat Kitabı Mukaddes’te, Kuran veya Vedalar’da okuduğunuz metinlerin mutlak hakikat olduğunu ileri sürdüler.
Bunun diğer bir varyasyonundaysa insanların desteklediği liderleri ya Tanrı’nın elçisi gibi görmeleri ya da “halkıyla” mistik bir bağ kurduklarını düşündükleri Trump ve Bolsonaro gibi karizmatik liderlere tam anlamıyla güvenmeleri gerekiyor. Sıradan siyasetçiler güç uğruna halka yalan söylerken, karizmatik lider tüm o yalanları ortaya çıkarır; o, halkın asla yanılmayan sözcüsüdür. Popülizmin durmadan nükseden paradokslarından en önemlisi, bir yandan tüm elitlerin tehlikeli bir güç açlığıyla hareket ettiğini söylerken, diğer yandan tüm gücü gözünü hırs bürümüş tek bir insana emanet etmesidir.