Serwed

Serwed
@Serwed
Yüzleştiğiniz her şeyi değiştiremezsiniz, ama yüzleşmeden hiçbir şeyi değiştiremezsiniz.
“Amerikalılar soruların cevapları doğurduğunu, Sovyet vatandaşlarıysa soruların sorunları doğurduğu düşüncesiyle büyürler”.
Gerçekler ve adalet kimsenin umurunda değilse, bunun Mussolini ya da Putin için de geçerli olması gerekmez mi? Ve hiçbir insan kurumu etkili bir özdenetim ve telafi mekanizmalarına sahip değilse, bunun Mussolini’nin Ulusal Faşist Partisi ya da Putin’in Birleşik Rusya Partisi’ni de kapsaması gerekmez mi? Tüm seçkin sınıflara ve kurumlara duyulan derin güvensizlikle tek bir lidere ve partiye duyulan sarsılmaz hayranlık nasıl bağdaştırılabilir? İşte bu yüzden popülistler önünde sonunda halkı güçlü bir liderin temsil edeceğine dair mistik fikre bel bağlarlar. Seçim kurulları, mahkemeler ve gazeteler gibi bürokratik kurumlara güven özellikle düşük olduğunda, düzeni korumanın tek yolu mitlere daha fazla güvenmektir.
Ortaya çıkan tefsir sorunları, kutsal kitapla kilise arasındaki güç dengesini günden güne kurumun lehine değiştirdi. Yahudi kutsal kitaplarını yorumlama ihtiyacı nasıl hahamlık kurumunu güçlendirdiyse, Hıristiyan kutsal kitaplarını yorumlama ihtiyacı da kiliseyi güçlendirdi. İsa’nın bir sözünden ya da Pavlus’un bir mektubundan çok farklı anlamlar çıkarılabilirdi ve hangisinin doğru olduğuna karar verme yetkisi kilise kurumuna aitti. Fakat kilise de kutsal kitabı tefsir yetkisini ele geçirmek isteyen din adamlarının çekişmeleriyle defalarca sarsılmış, bu da Batı Katolik Kilisesi ile Doğu Ortodoks Kilisesi gibi bölünmelerle sonuçlanmıştı.
popülist çözüm “araştırma” yoluyla gerçeğe ulaşmaya yönelik modern bilimsel düşünceyi bir kenara bırakıp ilahi ilhamlara veya mistisizme geri dönmektir. Hıristiyanlık, İslamiyet ve Hinduizm gibi geleneksel dinler insanları yalnızca ilahi bir zekânın yardımıyla gerçeklere ulaşabilen, güvenilmez, güce aç canlılar olarak karakterize eder. 2010’lar-da ve 2020’nin erken dönemlerinde Brezilya’dan Türkiye’ye, ABD’den Hindistan’a kadar tüm dünyadan popülist partiler, bu türden geleneksel dinlerle aynı rotaya girdiler. Kadim kutsal kitaplara gözü kapalı inanırken modern kurumlara dair besledikleri radikal kuşkularını durmaksızın dile getirdiler. Popülistler, New York Titnes veya Science'ta okuduğunuz makalelerin güç kazanmak için yapılan hileli birer manevra olduğunu fakat Kitabı Mukaddes’te, Kuran veya Vedalar’da okuduğunuz metinlerin mutlak hakikat olduğunu ileri sürdüler. Bunun diğer bir varyasyonundaysa insanların desteklediği liderleri ya Tanrı’nın elçisi gibi görmeleri ya da “halkıyla” mistik bir bağ kurduklarını düşündükleri Trump ve Bolsonaro gibi karizmatik liderlere tam anlamıyla güvenmeleri gerekiyor. Sıradan siyasetçiler güç uğruna halka yalan söylerken, karizmatik lider tüm o yalanları ortaya çıkarır; o, halkın asla yanılmayan sözcüsüdür. Popülizmin durmadan nükseden paradokslarından en önemlisi, bir yandan tüm elitlerin tehlikeli bir güç açlığıyla hareket ettiğini söylerken, diğer yandan tüm gücü gözünü hırs bürümüş tek bir insana emanet etmesidir.