Derinliksiz bir boyutun uçurum kenarında, sararıp bozulmuş toprakların üzerinde, rüzgarsız bir gökyüzünde mermer katılığındaki gelinliğinin kucağında savrulurken öpeceğim saçlarını. Ben ki hasta renklerin sinmiş dokusuyla çarpıklaşmış ölüm akan kollarımı sararken boynuna; o doğurgan canlılıkla taşan beden, iç içe geçen saçlar içerisinde kucaklayacak ölümümü. Gerilmiş bir beden, esrimiş bir yaşam, kaçamak bir nefes…