İvan İlyiç'in Ölümü
Okuduğumda beni derinden etkileyen bir kitap. Ölüm, uzakta zannettiğimiz yakınlarımıza, kimseye konduramadığımız ama başımıza geldiğinde üzüntüsünü derinden hissettiğimiz anlatılmaz bir his.
Kitapta bahsedildiği gibi hep başkalarının başına gelir bizim başımıza hiç gelmezmiş gibi geçirilen zamanlar.
İvan'ın ölüm döşeğindeyken hayatı, etrafındakiler ve en yakınlarını sorguladığı o an gibi bir çaresizlik...
Kitabın en çok hissettirdiği hislerden biri de manevi his. İnsan ruhuna gelen yıkım içten içe bitiren o acı...
İvan'ın hasta yatağındayken yakınlarının onun hastalığının farkında değilmiş gibi davranmaları ve onlara karşı sitem dolu bakışları.
Kitapta o ölümle yüzyüze geldiği anda kurduğu şu cümle aslında hayatının son deminde ne kadar da geç farkındalık yaşadığı ve kimsenin onun yakını olmadığını ve çokça acı çektiğini vurguluyor. Tolstoy şöyle anlamlandırıyor hayatı, kitabı okuru : " Çektiğim manevi acıların yanında maddi acının ne önemi var."
Okura ölümün her zaman var olduğunu ve herkesin başına gelebileceğini son satırlarına kadar vurgulayan en etkileyici kitaplarından biriydi.
Okurken zamanın nasıl geçtiğini bile anlayamamıştım. Çok güzel bir kitap hayata dokunan cümleleri ile akışına alıp sürüklüyor. Kitabın hikâyesi içimi acıtmıştı. Sonunda çok etkilenip ağlamıştım. Ne kadar üzücü olsa da George'a kızmak yanlış olurdu çünkü o yapması gerekeni yaptı. Hiç düşünmeden almanız gereken bir kitap. Yıllar önce okumuştum ama hâlâ aklımda kalan bir hikâyesi var.
Çok güzeldi...
Yıllar önce okuduğum ama hâlâ aklımda dün gibi kalan bir kitap. Yazar karakterleri o kadar güzel anlatmış ki kitabın akışında bir anda kayboluyordum. Okurken kitabı yaşamak bu olsa gerek kitabın hissettirdiği duyguları derinden yaşamıştım. Bittikten sonra hâlâ okuyor etkisi bırakan bir kitaptı. Herkese kesinlikle tavsiye edebilirim.