Şeval çağur

Şeval çağur
@Sevalx_cgr
Bazı Kitaplar Bittikten Sonra Başlar
Puan vermedi·312 syf.··
2026 34. kitabı
Tarık Tufan'la ilk kez Gece Açan Çiçekler sayesinde tanıştım ve açıkçası bu zamana kadar okumamış olmaktan dolayı biraz pişman oldum. Kitabı o kadar sevdim ki diğer kitaplarını da en kısa zamanda okumayı düşünüyorum. Roman, annelerinin ölümünün ardından Canfeda Konağı'nda bir araya gelen dört kardeşin; Halide, Zehra, Cihangir ve Nihal'in hikâyesini anlatıyor. Her birinin yaşadığı acılar, kırgınlıklar ve geçmişleri o kadar gerçek hissettirdi ki bazı yerlerde onların üzüntüsünü ben de hissettim. En sevdiğim taraflarından biri de geçmişte yaşananların bugünü nasıl etkilediğini çok güzel göstermesiydi. Konuşulmayan duyguların, saklanan sırların ve yıllarca taşınan yüklerin insan hayatında ne kadar derin izler bırakabileceğini roman boyunca hissediyorsunuz. Bir yanda aşkı uğruna ölümü bekleyen Derviş Ali, diğer yanda ailesi ve geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalan Halide... Bu iki hikâye öyle güzel birleşiyor ki kitabın atmosferinden çıkmak pek mümkün olmuyor. Ben kitabı büyük bir keyifle okudum. Bitirdikten sonra da etkisi uzun süre üzerimde kaldı. Benim için unutulmayacak kitaplardan biri oldu.
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan · Doğan Kitap · 20258,1bin okunma
Reklam
Zehra: Psikolojimi Bozan Bir Klasik
Puan vermedi·208 syf.··
2026 32. kitabı
Nabizade Nazım’ın Zehra kitabını bitirdim ve açıkçası dönemine göre oldukça etkileyici buldum. Türk edebiyatının ilk psikolojik roman denemelerinden biri olması kitabı daha da ilginç hâle getiriyor. Kitap, kıskançlık duygusunun insanı nasıl değiştirebildiğini Zehra karakteri üzerinden anlatıyor. Zehra’nın yaşadığı duygular, öfkesi ve takıntıları bazen insanın sinirlerini gerçekten altüst ediyor. Özellikle bazı bölümlerde karaktere kızmamak elde değil. Bence kitabın en güçlü yanı psikolojik yönü. Karakterlerin iç dünyasını okumak güzeldi. Dili çok ağır olmamasına rağmen dönem atmosferini hissettiriyor ve kitap genel olarak akıcı ilerliyor. Ben severek okudum. Psikolojik tarafı güçlü, insanı sinirlendiren ama merak ettirerek okutmayı başaran bir eserdi. Özellikle klasiklere şans vermek isteyenler için okunabilecek kitaplardan biri.
ZehraNabizade Nazım · İskele Yayıncılık · 201815,3bin okunma
Algernon’a bir çiçek de benden
Puan vermedi·325 syf.··
2026 28. kitabı
Algernon'a Çiçekler gerçekten insanın içine işleyen, çok dokunaklı bir kitap. Anlatımı da farklı ve güzel. İlk başlarda yazım hataları var gibi geldi, hatta yayınevi yanlış basmış falan diye düşündüm ama sonra aslında bunun bilinçli olduğunu anladım. Çünkü kitap, Charlie’nin tuttuğu ilerleme raporları şeklinde ilerliyor. Charlie normalin altında bir zekaya sahip ve tek isteği akıllı olmak. Özellikle annesinin istediği gibi biri olmak istemesi beni baya etkiledi. Çok saf, çok gerçek bir istekti. Bir de Algernon meselesi var… Bir fareyle aynı kaderi paylaşmak fikri bile garip bir şekilde üzücü. Algernon’un başta gelişip sonra düşmeye başlaması beni gerçekten huzursuz etti. Çünkü aynı şeylerin Charlie’nin de başına gelebileceğini düşünmek insanı ister istemez geriyor. Orada umutla korku arasında kaldım resmen. Kitap ilerledikçe şunu fark ettim: Her şey sadece “akıllı olmak” değilmiş. Hatta bazen daha çok anlamak, daha çok yalnız hissettirebiliyor. Charlie’nin değişimi sadece zekâ değil, aynı zamanda yalnızlık da getiriyor gibi geldi bana. Ve kitabın sonu… O son cümle, insanın kalbine sessizce dokunan ama uzun süre orada kalan bir sızı gibi: “Lütfen, eğer vaktiniz varsa, Algernon’un arka bahçedeki mezarına birkaç çiçek koyun.” Bu cümle benim için sadece Algernon’a değil, Charlie’nin kaybolan masumiyetine, umutlarına ve yaşadığı dönüşüme bırakılmış bir veda gibiydi. Sonuç olarak, Algernon’a Çiçekler bana şunu hissettirdi: Zekâ, mutluluğun garantisi değil. Asıl önemli olan anlaşılmak, sevilmek ve insan kalabilmek. Kitap bittiğinde geriye sadece bir hikâye değil; içimde uzun süre kalacak bir boşluk ve derin bir hüzün kaldı..
Duygu ve Düşünce
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,4bin okunma
İçimizdeki Sessiz Hikâyeler
10/10
·200 syf.··
2026 26. kitabı
Kitaptan bir sayfa koparıp “Bu kimin anlatımı?” deseler, hiç düşünmeden Şermin Yaşar derim. Bu aralar çok okuyorum ve gerçekten severek okuyorum. Dili o kadar yalın ki, insan okurken hiç yorulmuyor. Daha önce okuduğum kitaplarında hissettiğim o tanıdık duyguyu, Söyleme Bilmesinler’de de fazlasıyla hissettim. Sanki yabancı bir hikâye okumuyorum da, bir yerlerden kulağıma çalınmış, içimde saklı kalmış anıları dinliyorum. Ama bu hikâyeler öyle yüzeysel değil; insanın kendi içinde yaşadığı o sessiz savaşları, dışarıdan bakınca asla anlayamayacağımız duyguları taşıyor. Karakterler çok tanıdık: Emin, Etem, Ekrem, Hülya, Nurten, Sevgi, Çiğdem, Kazım ve Mürüvvet… Hepsi kendi ağzından, kendi hayatını anlatıyor. Abartısız, yalansız, süssüz. Günlük hayatta her gün karşılaşabileceğimiz insanlar… Ama işte o detaylar yok mu, insanın içine dokunan da tam olarak onlar. Kimi seveceğimi, kimin derdini daha çok sahipleneceğimi bilemedim. Her birine ayrı ayrı hak verdim. “Ben olsam ben de böyle yapardım,” dedim. Sonra başka bir bölüme geçtim, bu sefer kendime “Dur,” dedim, “O kadar da değil.” Çünkü hayat, düşündüğümüz kadar net değil. Bazen bir olayın başlangıcıyla sonu bambaşka nedenlere dayanabiliyor. Benim için hem keyifli hem de hüzünlü bir okumaydı. Sayfalar ilerledikçe şunu daha iyi fark ettim: Biz, insanların sadece görünen tarafını biliyoruz. İçlerinde neler yaşadıklarını, hangi yükleri taşıdıklarını, hangi hikâyelerle bugünlere geldiklerini bilmiyoruz. Ve belki de en büyük hatayı burada yapıyoruz; anlamadan, dinlemeden, empati kurmadan yargılıyoruz. Çünkü herkesin içinde, başkasının asla tam olarak bilemeyeceği bir hikâye saklıdır.
1000Kitap
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,1bin okunma
Tek bir talep: özgürlük!
7/10
·188 syf.··
2026 11. kitabı
Kitap, üç farklı ülkeden üç farklı kadının yaşam mücadelesini anlatıyor. İtalya - Giulia Kanada - Sarah Hindistan - Smita Kitabı okurken aklıma Domino kitabı geldi; onun gibi, sonunda hayat hikâyelerinin birleşeceğini düşündüm. Konu ve yazarın dili oldukça güzel. Ancak kitabın sonu bana göre daha farklı olabilirdi; biraz yarım kalmış bir his bıraktı. Çünkü yazar kitabı bitirmiş olsa da hikâyeler aslında devam ediyor. Örneğin; Giulia babasının atölyesini kurtarırken hangi zorluklardan geçti? Hintli erkek arkadaşıyla evlenebildi mi, ihracatı nasıl yaptı? Smita ve kızına ne oldu? Kuzeninin yanına gidebildi mi, kocası onların yanına geldi mi? Sarah, ömrünü harcadığı hukuk bürosundan hakkını alabildi mi, yeni bir iş yeri açtı mı? Çocuklarına hastalığını nasıl anlattı ve çocukları bu durumu nasıl karşıladı? Ve buna benzer pek çok soru akılda kalıyor. Yazarın Uçurtma kitabı devamı niteliğindeymiş farklı hikayeler ama aynı duygular. Bence saç örgüsü kitabı daha uzun sürebilirdi en azından cevapları almamıza kadar ya da bunun ikisi gelebilir. :)
1000Kitap
Saç ÖrgüsüLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 202017,5bin okunma
Reklam