Uzun bir aradan sonra merhabalar hepinize. Yarım günde bitirdiğim bu kitap beni o kadar çok etkiledi ki istemsizce ağlamaya başladım. Çünkü Firdevs’in yaşadıklarına engel olamadık, çünkü Firdevs’i ve nice Firdevsleri kurtaramadık. Kurtaramamaya da devam edeceğiz. Feminist yazar Neval El Seddavi’nin, idam mahkumu Mısırlı fahişe Firdevs ile yaptığı görüşme sonucu kaleme aldığı bir kitaptır bu. Fahişe evet çünkü bedenini satarak para kazanıyordu fakat bunun nedenlerini okuduktan sonra aylar önce burada tanıştığım bir arkadaşla yaptığım fahişeler ile ilgili, fahişeleri suçladığım tartışmadan dolayı; şu an bütün fahişelerden özür diliyorum. Zira hiçbir kadın; kadına meta gözüyle bakan, doyumsuz, vahşi, mide bulandırıcı bir erkeğin ona dokunmasını istemez! Firdevs de bunlardan biriydi. Firdevs’in en büyük şansızlığı ailesiydi, ikinci en büyük şanssızlığı ise yaşadığı toplumdu. Firdevs Mısır’da değil de Avrupa’nın herhangi bir ülkesinde büyümüş olsaydı bunca şeyi yaşar mıydı bundan emin değilim. Birkaç yıl önce ben, okula gitmek için Taliban ile karşı karşıya gelen Pakistanlı Malala’nın hikayesini okuduğumda şu cümleyi kurmuştum: “ En büyük şansımız ailemizdir; bütün coğrafik engellere rağmen.”
Çünkü Malala’ya İslam geleneklerine, şeriatına rağmen en büyük desteği babası vermişti. Firdevs Malala’ya göre hiç şanslı değildi. Firdevs’in babası onu hor gören, onu aşağılayan, onu ikinci sınıf kategorisine sokan, önce kendi midesini düşünen, Firdevs’in dini bütün amcası tarafından istismara uğradığını bile fark edemeyen bir erkekti, annesi de bu kültürde yetişen bir kadındı... Firdevs başta amcası tarafından, daha sonra zorla evlendirildiği ve kendinden 40 küsür yaş büyük kocası tarafından, yardım eli uzattığını düşündüğü lokantacı ve arkadaşları tarafından, sokaktaki polis
"Bazen en büyük hakikatlerin bilgisinin en büyük günahlarla yan yana durduğunu unutma
Settarhan. Aşkın nizamı parçalanınca her şey göze abes görünmeye başlar. İnsan içinden
yenilenmeyince dışından eskir..."