"Bir dağ başıymış," diye söze başladı. "Uçsuz bucaksız kafdağlarinin başıymış. Silme bir karanlık varmış,kurşun geçmez. Yolcular yollarını şaşırmışlar. Hiç bir yerden bir damla bile ışık sızmıyormuş. Hiç de sabah olmuyormuş gidemiyorlarmış karanlıkta. Karanlıkta soluk alamıyorlarmış. Umutlarını kesmişler. Kafdaglarinda Hiç sabah olmayacak demişler. Orada yığılıp kalmışlar. Onları da o yolcuları da kırk tane haramı ile bir harami başı kovalıyormuş. Gelmişler, başlarını karanlık duvarlara çarpmışlar....yaaa, çarpmıslar işte. Tam bizim gibi olmuşlar. Bir daha bu kafdağında durmayalım,demişler. Yığılışmışlar, bizim gibi."