Ayrıntısıyla düşünen, dur durak bilmeden düşünen, yemeyip içmeyip düşünen (adeta bana kendimi hatırlatan) bir prens.. :) Kafasındaki sesleri susturamamasından öte bu sesleri bir başkasının duymuyor oluşu ve salt yalnızlığı onu delirten(daha doğrusu deli olarak addedilmesine neden olan). Farkına varmak, yüzleşmek cesareti bir deliliktir midir?
Prensin monoloğu insanı o kadar içine çekiyor ki, ezbere okumak istedim kelimesi kelimesine.
"Kendimle ilgili olarak gerçekte, sınırsızlığın kesinliğe dönüştüğü yere vardım, ileri yaşın daimi sarsıntı derecesine, zihnin gittikçe felsefi ve felsefesel yalnızlığına; orada insan, beyninin artık kendisi olarak var olmamasına yol açan her şeyin sürekli bilincinde oluyor... Hakikat şu ki gitgide her şey olduğuma inanıyorum, çünkü gerçekte artık hiçbir şey değilim ve dolayısıyla insani olan, insan için mümkün olan her şeyi utanç verici buluyorum."