Sevda

İnceleme değildir
Puan vermedi·176 syf.·
2021 5. kitabı
Ayrıntısıyla düşünen, dur durak bilmeden düşünen, yemeyip içmeyip düşünen (adeta bana kendimi hatırlatan) bir prens.. :) Kafasındaki sesleri susturamamasından öte bu sesleri bir başkasının duymuyor oluşu ve salt yalnızlığı onu delirten(daha doğrusu deli olarak addedilmesine neden olan). Farkına varmak, yüzleşmek cesareti bir deliliktir midir? Prensin monoloğu insanı o kadar içine çekiyor ki, ezbere okumak istedim kelimesi kelimesine. "Kendimle ilgili olarak gerçekte, sınırsızlığın kesinliğe dönüştüğü yere vardım, ileri yaşın daimi sarsıntı derecesine, zihnin gittikçe felsefi ve felsefesel yalnızlığına; orada insan, beyninin artık kendisi olarak var olmamasına yol açan her şeyin sürekli bilincinde oluyor... Hakikat şu ki gitgide her şey olduğuma inanıyorum, çünkü gerçekte artık hiçbir şey değilim ve dolayısıyla insani olan, insan için mümkün olan her şeyi utanç verici buluyorum."
Edebiyat
SarsıntıThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 20261,087 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·303 syf.·
2020 1. kitabı
"Bir hapsedilmişliği başka bir hapsedilmişlikle göstermek, gerçekte var olan herhangi bir şeyi, var olmayan bir şeyle göstermek kadar mantığa uygundur." Kitabın ilk sayfasındaki Daniel Dafoe'dan yapılmış bu alıntıyla ve kitabın ortalarında Tarrou'nun bir konuşmasında bu salgını tanımadan önce de veba'yı çekiyordum demesiyle Camus'nun 'veba'yı çoğunlukla metafor olarak kullandığını düşündüğüm bir kitap oldu. Doktor Rieux'nün dostu Tarrou ile yaptığı konuşmalardaki o varoluşsal sancılar, hayatı ve dini sorgulamalar keyifliydi. "Evlenilir, biraz daha sevilir, çalışılır. Sevmeyi unutana kadar çalışılır. (..) Çalışan bir adam, yoksulluk, ağır ağır tıkanan gelecek, masa başında akşamların sessizliği; böyle bir evrende tutkunun yeri yoktur." Aslında yaşadığımız dünyada tutku, sevme gibi duygulara yabancılaştırılıp hepimiz içimizde yaşadığımız o boşlukla, anlamsızca geriye dönme arzusu ya da sürekli yarınları düşünmekten kendimizi alıkoyamadığımız sürgün duygusu içindeyiz. Bu hayata bir anlam bulma çabasına girip çocukları ve insanları -herkes için eşit olmayan- 'ölüm'e yollayan tanrıyı onaylayıp sevmekte anlamı buluyoruz kimimiz. "Tanrıdan nefret etmek ve onu sevmek arasında bir seçim yapmamız gerekiyordu. Peki kim Tanrı nefretini seçmeyi göze alabilirdi? Tanrı sevgisi zor bir sevgidir. İnsanın kendinden vazgeçmesini ve kendini hor görmesini gerektirir. Ama yalnızca O çocukların acısını ve ölümünü silebilir, yalnızca O bu acıyı gerekli kılabilir, çünkü bunu anlamak olanaksızdır ve insan böyle bir şeyi tabii ki ister." Fakat esasında yapılması gereken sefaleti yetkinleştirmekten ziyade onu iyileştirmek, ölüme karşı savaşmak, adeleti aramak olmalıdır. Yaşamın anlamını, her ne kadar bir aydınlığa varamayacağımız o karanlıkta yaşadığımızı bilsek de ancak bu şekilde
Edebiyat
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202024,6bin okunma