Feminist vejetaryenler hayvanları öldürmenin insanları öldürmeyi de haklı çıkardığını savunurken, egemen bakış açısına sıkı sıkıya bağlı olan bazı kimseler, yeri geldiğinde insanların bile öldürüldüğünü mazeret göstererek çocuklarını et yemeye ikna eder.
Çocukların ahlaksal gelişimleri konusunda tanınmış bir akademisyen olan Lawrence Kohlberg, dört yaşındaki oğlunun “barış yanlısı vejetaryen harekete katıldığını ve et yemeyi reddettiğini” anlatır: “Çünkü hayvanları öldürmek kötüdür.” Kohlberg’in buna karşılığı “oğlunu haklı ve haksız öldürme arasındaki farkı savunarak caydırma” girişimi olmuş; böylece bazı öldürme biçimlerini meşru kılan bir ahlak anlayışı kurulmuş. Güya çocuğa hayvanların ölümünü kabul ettirmenin yolu, onu bazen insanların da öldürülmesi gerektiğine ikna etmekmiş: Önce savaşları “akla” sonra da et yemeyi “haklı çıkar”.
"Çıplak kadın resmi yapılıyordu çünkü çıplak kadına bakmaktan zevk duyuluyordu; kadının eline bir ayna veriliyordu ve resme Kendine Hayranlık deniyordu. Böylece çıplaklığı zevk için resme geçirilen kadın ahlak açısından suçlanıyordu." Kadının beyhude gösterişinin simgesi olan aynanın gerçek işlevi, "kadının kendisini her şeyden önce ve her şeyden çok seyirlik bir şey olarak gördüğünü anlatmak" tı. (J. Berger)
Berger, bu pasajda 3 önemli sorunu ele alıyor: birincisi, kadın çıplaklığının erkek merkezli bir toplumda riyakar bir ahlakçılığın malzemesi olması; ikincisi, erkek sanatçının çıplaklığını resmetmekten, erkek müşterinin de çıplaklığına sahip olmaktan zevk aldığı kadının ahlaki açıdan yargılanması; üçüncüsü ise kadını, 'seyirlik' bir şey olarak kendi nesneleştirilmesine suç ortağı etmek için aynanın kullanılması.