Kadının arketipik cinsel câzibesini sınırlandıran güzellik standartları, genellikle erkekler tarafından yaratılmış, ama genellikle kadınlar tarafından ilgi görmüştür.
Erkek cinsinin arayış romansı kimlik ile yok oluş arasındaki bir savaştır. Her ereksiyon, bir nesnellik, özgür bir fail olarak davranabilme gücü umududur. Ama kadın, erkeğin zaferinin doruk ânında erkeği bağrına bastırarak, onun enerjisini tüketir. Freud şöyle der, “Erkek, gücünün kadın tarafından ele geçirileceğinden, onun dişiliğinin kendisine bulaşacağından ve güçsüzlüğünün ortaya çıkacağından korkar.” Erkeklik her gün kadınsılığa karşı mücadele etmek zorundadır.
Cinsel suçlar daima erkeklerin işidir, kesinlikle kadınların değil, çünkü böyle suçlar kadın ve doğanın erişilmez, kadir-i mutlak gücüne yapılan kavramsallaştırılmış saldırılardır.
Kadın bedenindeki katlanılmaz saklılık, erkeklerin kadınlarla ilişkilerinin tüm yönlerini etkiler. Orası neye benzer? Orgazm oldu mu? Bu gerçekten benim çocuğum mu? Gerçek babam kimdi? Kadının cinselliği, gizemle çevrelenmiştir. Erkeğin kadına dayattığı tutsaklığın temel nedeni bu malum gizemdir. Oğlunun gerçekten de kendi oğlu olduğuna inanabilmesi, ancak karısını hadımların gardiyanlık ettiği bir hareme kilitlemesiyle mümkündür. Erkeğin genital görülebilirliği, aynı zamanda sınama, araştırma ve kanıtlamaya dair bilimsel arzusunun da kaynağıdır. Bu yolla erkek, gizem hikâyelerinin en eskisini yani kendi kitonyen doğumunun sırrını çözmeyi umut eder.