Cinsel suçlar daima erkeklerin işidir, kesinlikle kadınların değil, çünkü böyle suçlar kadın ve doğanın erişilmez, kadir-i mutlak gücüne yapılan kavramsallaştırılmış saldırılardır.
Kadın bedenindeki katlanılmaz saklılık, erkeklerin kadınlarla ilişkilerinin tüm yönlerini etkiler. Orası neye benzer? Orgazm oldu mu? Bu gerçekten benim çocuğum mu? Gerçek babam kimdi? Kadının cinselliği, gizemle çevrelenmiştir. Erkeğin kadına dayattığı tutsaklığın temel nedeni bu malum gizemdir. Oğlunun gerçekten de kendi oğlu olduğuna inanabilmesi, ancak karısını hadımların gardiyanlık ettiği bir hareme kilitlemesiyle mümkündür. Erkeğin genital görülebilirliği, aynı zamanda sınama, araştırma ve kanıtlamaya dair bilimsel arzusunun da kaynağıdır. Bu yolla erkek, gizem hikâyelerinin en eskisini yani kendi kitonyen doğumunun sırrını çözmeyi umut eder.
Bu kez biraz uzun sürdü bu keder
içime ağır bir taş gibi takılıp kaldı
acı, takunyalar giyerek yürürdü yüreğimde
sevincinse tüyden ayakları vardı
ve sorularım ne çoktu benim
ellerim her taşın altını kuşkuyla aralardı
inanmaz olurdum kimi, göğün mavi, yaprağın yeşil olduğuna
gözlerim her renkte saklı bir karayı arardı.
bu kez biraz uzun sürdü bu keder
kollarımı iki yana açıp dansetmek istiyorum
mutlu olmak istiyorum ey kuşlar, ey çiçekler
Ahmet Erhan
Ben tartışmak ihtiyacındayım; tartışma ve itiraz olmadan yaşayamam; karşımda benimle tartışacak, bana itiraz edecek biri yoksa, kendi içimde bu işi görecek birini yaratırım. Monologlarım, diyalogdur.