Onlarca yıl hiç yalnız kalamayacağımı sandım, bütün bu insanlara gereksinimim olduğunu, ama aslında bütün bu insanlara gereksinimim yok, onlar olmadan da gayet iyi üstesinden geldim. Onlar sırf, kendilerini rahatlatmak ve bütün sefilliklerini ve bütün dertlerini ve bunlara bağlı pisliklerini bana bulaştırmak için geliyorlar. Onları davet ettiğimizde bize bir şey getireceklerini, doğal olarak da neşe verici, diriltici bir şey getireceklerini sanırız, ama onlar bizden sahip olduğumuz her şeyi alırlar. Kendi evimizde bizi sonunda çıkışı olmayan bir köşeye sıkıştırırlar ve en gaddar biçimde, içimizde onlardan iğrenmekten başka bir şey kalmayıncaya kadar sömürürler; sonra veda ederler ve bizi bütün korkunçluklarımızla gene yalnız bırakırlar.
Dostluk, ne gereksiz bir sözcük! İnsanlar ağızlarında bu sözcüğü bıktırıncaya kadar geveliyorlar, hiçbirinin değeri kalmamış, tıpkı sevgi sözcüğünün öldürülünceye kadar gevelenerek değerini kaybettiği gibi.