Albert Camus bir yerde insanın en acı yalnızlığını şöyle anlatıyordu:
“İnsanlar; sebeplerine, samimiyetine ve içinde taşıdığın gerçek acıya ancak öldüğünde inanırlar. Yaşadığın sürece hikâyen hep şüpheyle karşılanır. Çünkü bu dünyada nefes alan bir insanın payına çoğu zaman anlayış değil, kuşku düşer.”
Ne tuhaf… İnsan hayattayken çığlıkları “abartı”, suskunluğu “rol”, yaraları ise “bahane” sanılıyor. Fakat öldüğünde herkes birden derin anlamlar keşfetmeye başlıyor.