Bu kitabın son sayfalarını okurken aklıma Yeni Edebiyat dersine giren hocamızın bir lafı aklıma geldi. Şöyle dedi: "Her şey başladığı yere geri döner." Ders konusu bağlamında söylemişti bunu ama öylesine aklımda kalmış ki şuan kitabı yorumlarken bu sözden istifade edeceğim.
Romanın başında bir muhitte geçen muhabbetin konusu "İvan İlyiç'in ölümü"...
Bir roman tekniği olarak ele alınması gereken bir durum söz konusu burda, o da şudur ki: Romanın giriş kısmında anlatılan olay veya durum son kısımda da karşımıza çıkar.
Bahsi geçen romanda da tıpkı bu oluyor.
Adliye binasındaki duruşmaya verilen aradan sonra bir grup memur arkadaşın sohbeti esnasında İvan İlyiç'in ölüm haberini almasıyla roman başlar. İkinci kısım yani gelişme kısmındaysa İvan İlyiç'in hayatından kesitler ve ölümüne sebep olan olay ve yaşananlar silsilesiyle karşılaşıyoruz ve sonuç...
"bedeni birden gevşedi ve öldü."
Anlatımını yaptığım ve teknik olarak gösterdiğim durum belki "Geriye dönüş tekniği" olarak değerlendirilebilir ama farklı yönleri var ve bunlar üzerine çalışacağım. Başka bir kitaptan örnek verecek olursak "Kuyucaklı Yusuf, Yaban vs. vs."
Kitap okurken bu tekniği bir daha düşünün ve ona göre giriş ve sonuç kısmını karşılaştırın. Çoğu realist yazarda bunu görebilirsiniz.
Herkese iyi okumalar dilerim.
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261bin okunma
Özbek Edebiyatı'nın beni bu kadar etkileyeceğini düşünmezdim. Roman genel hatlar itibarıyla güzel; yani tam bir klasik roman örneği. Gir, geliştir, (karıştır) ve sonuçlandır bakımından fevkalade. Umarım kitabın sonunda tanıtımı yapılan diğer Özbek roman-hikaye kitapları da, bu Özbek Edebiyatı'nın baş yapıtı gibi akıcı ve sadedir. Şimdiden okumak isteyenlere iyi okumalar dilerim.
Kitabı okumadan önce yazarı hakkında biraz bilgi sahibi olmanız gerekebilir. Onun dışında roman tekniklerini yerinde ve keyifli bir şekilde kullandığını anlıyoruz. Genel olay örgüsü Uzun İhsan Efendi(yani yazarın kendisine gönderme yaptığı) karakteri üzerinden anlatılır. 17.yy. Osmanlısındaymışçasına güzel bir atmosfer ve hayal-gerçek arası gidip gelmeler ile eğlenceli bir hale gelmiş. Okumanızı tavsiye ederim. Bir iki günde bitirilesi bir kitap. Ben beğendim ama anlayışıma uymadığı için bir puan kırdım, nazar boncuğu niyetine. Şimdiden keyifli okumalar.
Rütbesi ve görevi elinden alınan Kurmay Selim Pusat'ın askeri disipline verdiği önemin hayatına etkisi ve yaşantısında gerçekle hayal arasında geçen bir süreç. Bu süreçte tarihi bilgilerinden istifade lütfunu da bize bahşediyor. Ama bence gerçekle hayal denen unsurun biribirine karıştırılması biraz uçuk kaçıyor. Kanaat-i şahsiyemde ben böyle düşünürüm.
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 201934bin okunma
Yaşar Kemal için ne denebilir ki?? Okuduğum ilk kitabı ve şimdiden hayranlığımı bildirmem gerek. Ağrı Dağı efsanesi işte. Yörenin ağız özelliklerini kullanması bir yana hikayeyi kendince iyileştirmesi ve hissettirmesi olağanüstü. Bundan önce çok az rastladım: Biri Kuyucaklı Yusuf diğeri de Mantolu Madonna'ydı. İki yazarın da bu derece hikayeyi içten ve samimi bir şekilde anlatması kadar biz okuyucuları sürükleyen hiçbir şey yoktur. Önceki kitaplarda yaptığım eleştiriler bu başyapıtta neredeyse hiç yok. Kendime sürekli şunu diyordum: Günümüz kültüründe insanların, okurların, edebiyatçıların öve öve okumamızı tavsiye ettiği kitapları okumayacağım. Bu prensibimi başta Suç ve Ceza ile kırmıştım ama derin psikolojik analizler yaptığı için tam okuyamamıştım. Yaşar Kemal'in İnce Mehmed'ini de övüyorlardı. Ama bir şekilde okumam zorunluydu; çünkü bir edebiyatçıyım. Ve iyi ki de okumaya başlamışım. Üstad Yaşar Kemal. Saygılarımla ve özürlerimle. Bu eseri bize okuttuğun için teşekkürler. Yaşar KemalAğrı Dağı Efsanesi