Yaşar Kemal için ne denebilir ki?? Okuduğum ilk kitabı ve şimdiden hayranlığımı bildirmem gerek. Ağrı Dağı efsanesi işte. Yörenin ağız özelliklerini kullanması bir yana hikayeyi kendince iyileştirmesi ve hissettirmesi olağanüstü. Bundan önce çok az rastladım: Biri Kuyucaklı Yusuf diğeri de Mantolu Madonna'ydı. İki yazarın da bu derece hikayeyi içten ve samimi bir şekilde anlatması kadar biz okuyucuları sürükleyen hiçbir şey yoktur. Önceki kitaplarda yaptığım eleştiriler bu başyapıtta neredeyse hiç yok. Kendime sürekli şunu diyordum: Günümüz kültüründe insanların, okurların, edebiyatçıların öve öve okumamızı tavsiye ettiği kitapları okumayacağım. Bu prensibimi başta Suç ve Ceza ile kırmıştım ama derin psikolojik analizler yaptığı için tam okuyamamıştım. Yaşar Kemal'in İnce Mehmed'ini de övüyorlardı. Ama bir şekilde okumam zorunluydu; çünkü bir edebiyatçıyım. Ve iyi ki de okumaya başlamışım. Üstad Yaşar Kemal. Saygılarımla ve özürlerimle. Bu eseri bize okuttuğun için teşekkürler. Yaşar KemalAğrı Dağı Efsanesi
Derken, Dünya'nın en hızlı nal sesleri!
Sungur dışarı fırlıyor ve göz açıp kapayana kadar da dönüyor; "Gözün aydın Hânım, Bursa bizimdir."
Halsiz boyun ona doğru dönüyor. Fersiz gözler -ama şakacı- gülümsüyor: "Gene geç kaldın Sungur" der gibi.
Çünkü daha önce, nal seslerinden almıştır o müjdeyi. Nalların dilinden anlar o. Hep aynı yıllarda hep aynı hızla gitseler ya da gelseler de nallar sevinmekte midir, dövünmekte, yerinmekte midir bilir o.