"Bana doğru eğildi. Bronz ile çerçevelendirilmişti, ter deri ve maden kokuyordu. Gözlerimi kapadım, dudaklarını dudaklarımın üstünden hissettim. Hala yumuşak kalmış tek gelir dudaklarıydı. Bir an önce gitmişti."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Odysseus'un söyledikleri aklımdaydı, dilim kelimelerle ağırlaşmıştı. İyi, demek istiyordum ama ben ne bilirdim ki? Ölümsüzlüğümü savaşla kazanmak zorunda değildim. Sessizliğimi bozmadım. "Bir türlü gözümün önünden gitmiyor," dedi Akhilleus alçak sesle. "Ölümü hep aklımda." Ben de aynı durumdaydım. Fışkıran kanın çiğ rengi, kızın gözlerindeki şok ve acı. "Her zaman böyle olmayacak," derken buldum kendimi. "O bir kızdı ve masumdu. Dövüşmek için karşısına çıkacak adamlarsa ilk sen saldırmazsan seni öldürecek savaşçılar olacak."...
"Hepsinin arasında belki de en acayibi buydu Akhilleus'un bu ordunun komutanı olması. Askerlerin hepsini tanıması, isimlerini silahlarını ve hikayelerini bilmesi beklenecekti. Artık yalnızca bana ait değil."
Akhilleus, dünya kadar derin gözleriyle beni seyrediyordu. "Benimle gelecek misin? " diye sordu. Aşkın ve kederin asla sonu ermeyen acıları. Belki başka bir hayatta bunu reddeder, saçlarımı yolarak ağlar, onu seçimi ile tek başına yüzleşmek zorunda bırakırdım. Bu hayatta değil Akhilleus Troya'ya yelken açacak, ben de onun peşinden gidecektim. Ölüme bile. "Evet," diye fısıldadım. "Evet."