Sevgi

Sevgi
@Sevgi550
Pollannacılık Zamanı...
Kızını Dövmeyen Dizini Döver
"Kızını dövmeyen dizini döver" atasözü, geleneksel toplum yapısının disiplin ve terbiye anlayışını en sert şekilde özetleyen, ancak modern pedagoji ve insan hakları açısından ciddi sorunlar barındıran bir yaklaşımdır. Bu sözün temel mantığı, çocuğun ancak fiziksel şiddet ve baskı yoluyla kontrol altında tutulabileceği, aksi takdirde ailenin gelecekte büyük bir pişmanlık duyacağı varsayımına dayanır. Fakat bu düşünce biçimi, eğitimi sadece bir korku ve boyun eğme süreci olarak gördüğü için kökten hatalıdır. Öncelikle, bu ifadenin merkezinde yer alan cinsiyet ayrımcılığı dikkat çekicidir. Disiplin kavramının özellikle kız çocukları üzerinden ve "dövmek" eylemiyle eşleştirilmesi, kız çocuklarının özgürlük alanını kısıtlayan ve onları aile "onurunun" kırılgan bir taşıyıcısı olarak gören ataerkil zihniyeti pekiştirir. Bu yaklaşım, kız çocuklarının kendi kararlarını verebilen bireyler olmak yerine, sürekli bir otorite tarafından denetlenmesi gereken varlıklar olarak görülmesine neden olur. Öte yandan, şiddetin bir eğitim aracı olarak sunulması pedagojik bir yıkımdır. Fiziksel şiddet gören bir çocuk doğru ile yanlışı ayırt etmeyi değil, sadece ceza almamak için davranışlarını gizlemeyi öğrenir. Bu durum ebeveyn ile çocuk arasındaki güven bağını tamamen kopararak, sevgiden ziyade korku üzerine kurulu, samimiyetten uzak bir ilişki modeli yaratır. "Dizini dövmemek" adına kızını döven bir ebeveyn, aslında çocuğunun ruhunda iyileşmesi imkansız yaralar açarak, ileride yaşayacağı asıl pişmanlığın temellerini kendi elleriyle atmış olur. Sonuç olarak, sevgi ve rehberliğin olmadığı bir evde büyüyen çocuk, fiziksel şiddeti bir iletişim biçimi olarak kanıksar. Günümüzde modern dünya, sağlıklı bir toplumun ancak şiddetten arınmış, bireyin kişiliğine saygı duyan ve iletişime dayalı bir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir şey yapmalı...
Bir kulübecik mi yapmalı insan kendine? Yoksa· tepesine bir çadır mı dikmeli? Kayalara mı güvenmelidir sırt çevirip hepsine? En sağlam kayalar bile sarsılır depremde. Yoktur herkes için uygun olanı! Herkes kendi yolunu bulmalı, Herkes çatısını kendi çatmalı, Ve duran, düşmemeye bakmalı!
Sayfa 14 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Mağlup mu desem, mahçup mu? Ama ikisi de değil, Ben garip, sen güzel, dünya umutlu.. Öyle tuhafım bu akşamüstü... Ahmed Arif
8/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2025 08:19
"Akhilleus’un Şarkısı" Madeline Miller'ın okuduğum ilk eseri. Daha çok mitsel, özellikle antik Yunan mitolojisine yer veren bir yapıt olan ve Miller'ın yıllarını verdiği harika bir kitap. Kitap; Prens olan aynı zamanda çelimsiz, beceriksiz ve ölümlü bir karakter olarak yansıtılan, Patroklos'un istemeden işlediği bir cinayet sonrası babası kral Menoitios tarafından küçük yaşta Phthia’ya sürgün edilmesi, kral Peleus’un ve deniz nhympası olan Thetis'in yarı tanrı oğlu ve kendi zamanının en büyük savaşçısı ve en güzel erkeği olan Prens Akhilleus’la tanışmasıyla başlıyor. Patroklos'u yoldaş olarak seçen Akhilleus, gittiği her yerde Patroklos'la birlikte hareket etmeye başlar. Hatta "At" adam olarak bilinen, merhametli ve iyi olan, aynı zamanda hem hekimlik hemde öğretmenlik yapan Kheiron'dan bile birlikte eğitim alırlar. Yalnız Akhilleus'un annesi olan deniz tanrıçası Thetis tarafından pek sevilmeyen Patroklos, oğlu Akhilleus'tan uzak tutmak için birçok yola başvurur. Hem Patroklos'tan hemde gelecek olan Troya Savaşından korumak için onu Skyros Adasına, kız kılığında Kral Lykomedes'i kızı Deidameia'nın nedimeleri arasına sokar. Akhilleus'un erkek olduğunu öğrenen Deidameia, Akhilleus'la evlenir. Ve gerçek adı Neoptolemos olan ama kızıl saçları dolayısıyla "Pyrrhus" adında bir oğulları olur. Bu erkek evlat gelecek Troya savaşında savaşın son noktasını koyacaktır. Ancak Peleus'un desteğiyle Patroklos, Akhilleus'u bulur... Zamanla arkadaşlığa dönüşen bir aşk meydana gelir. Evet, birçoğumuz tarafından kabul edilmeyen hatta etik dışı bir durum olarak yorumlanan, eşcinsel bir olay içerisinde kurgulanmış bir eser. Belkide bu eserde eleştireceğiniz tek şey hatta çoğunuzun sırf bu yüzden okudum ama çocuklarıma okutmam dediğiniz ama gerçeklerin, gerçek dünyaya yeterince
Akhilleus’un ŞarkısıMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202019,4bin okunma