Sevgi

Sevgi
@Sevgi550
Pollannacılık Zamanı...
Puan vermedi·141 syf.··
2026 2. kitabı
Karşımızda H. G. Wells’in çarpıcı ve bir o kadar da soluksuz bırakan güçlü bir eseri duruyor. Zaman Makinesi, bir solukta okunabilecek kadar akıcı; ama etkisi uzun süre zihinde kalan bir roman. Zaman yolculuğu yapan bir bilim insanının, gelecekte insanlığın kaderine, ilerleyişine ve geldiği noktaya tanıklık etmesini anlatıyor. Zaman Makinesi ile tahmin edilemez bir geleceğe yapılan bu yolculukta, insanların iki sınıfa ayrıldığı bir dünya karşımıza çıkar. Zaman ilerledikçe aklın, düşüncenin ve sosyal sorumlulukların tembelleştiğine tanık oluruz.Yolcukta gittiği zamanda sınıfsal farklılar görüyor zaman yolcusu , birçok sınıf yerini, anlamını yitirmiş yerine Eloin'ler ve Morlock'lar gelmiştir. Garip olan şu ki bu iki sınıf düşünmeyen insanı değerleniri yitiren davranışlara sahiptir. Eloi’ler, yeryüzünde yaşayan; saf, düşünmeyen, sorumluluk almayan ve mücadele etmeyen varlıklardır. Morlock’lar ise yeraltında yaşayan, çalışan; fakat zamanla insani değerlerini yitirmiş, sertleşmiş ve kararmış insanlardır. Yeraltında yaşayan bu varlıkların insanî değerlerle neredeyse hiçbir bağı kalmamıştır. Wells, zaman aracılığıyla sınıfsal ayrımları, iyilik–kötülük çatışmasını ve insanî duyguların nasıl yok olabileceğini çarpıcı bir dille gözler önüne serer. İnsanlık gelecekte gerçekten böyle bir noktaya gelir mi bilinmez; ancak zaman yolcusunun sorgulayan bakışı, okuru kendi çağı üzerine düşünmeye zorlar. Fantastik bir atmosfer taşıyan bu romanı okumakta gecikmeyin. Belki bir gün zamanda yolculuk etme sırası bize de gelir bilinmez...
Zaman MakinesiH. G. Wells · Ren Kitap · 201837,2bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·126 syf.··
2026 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2026 17:47
Ayaktakımı Arasında” baya yoğun bir roman, olay bir pansiyonda geçiyor. Tüm karakterler sefillikleriyle hayattan umudunu yitirmiş kaybı en derin yaşamış ve umutsuz insanlardır. Özellikle alt sınıfın yaşamını, yoksulluğu ve insanın çaresizliğini öyle güzel şekilde anlatmış ki ; Gorki'nin tiyatro tadında yazdığı bu eserde , insanın yerdeki çöp kadar değeri olmadığı, yaşama hakkına sahip insanlarin bile yaşam hakkı olması suç olduğunu çıplak bir gözle anlatmış . Bazen küçük bir özgür alana sahip olmak adına birbirine satacak gerekirse öldürecek bir yaşam safsatasiyla karşılaşmak mümkün olabiliyor. Ölen birinin kıymeti yoktur. Yaşarken hiç olmadıysa ölüm anlam vermez. Bazen tüyler ürpertici olabiliyor. Gorki’nin dili, karakterlerin acısını ve öfkesini direkt hissettiriyor. Gorki'nin deneyimlerini o dönemim sefil hayatlarını yaşarak anlattığı güzel bir eser.
Ayaktakımı ArasındaMaksim Gorki · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20222,543 okunma
10/10
·582 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2025 17:36
Edebiyat tarihine baktığımızda, iç dünyasını ve gizemini paylaşmaktan çekinmeyen, hikâyelerini sağlam karakterlerle renklendiren akıl romanları yazan yazarlar her zaman beni derinden etkilemiştir. Lev Tolstoy numaralı yazar da bu anlamda benim için çok özel bir yere sahip. Okumakta geciktiğim Diriliş kitabına başlarken beni bekleyen, yazarın yaşanmışlıklarını romana aktardığı heyecanı sabırsızlıkla hissediyorum. Çünkü karşımızda basit bir kalem değil, derinlikli bir anlatıcı var. "Diriliş"e başlarken, ilk sayfalarda İncil’den ayetler görmek mümkün: > "Bunun üzerine Petrus, İsa'ya gelip, 'Ya Rab,' dedi, 'Kardeşim bana karşı kaç kez günah işlerse onu bağışlamalıyım? Yedi kez mi?' İsa, 'Yedi kez değil,' dedi. 'Yetmiş kere yedi kez derim sana...'" Yeni Ahit, Matta 18:21-22 Affediciliği vurgulayan bu ayetlerle başlayan romanın baş karakteri, gençlik yıllarında hazların ve tutkuların baş döndürücü etkisine kapılan Nehludov’dur. Hizmetçi bir kıza —Katyuşka’ya— karşı duyduğu yoğun tutku, onun hayatını altüst edecek bir dönüm noktasına dönüşür. Nehludov’un bir gecelik arzusu, Katyuşka’nın ömür boyu taşıyacağı bir yük halini alır. Masum ve saf bir karakter olan Katyuşka, hayatın sunduğu zorluklarla baş etmeye çalışırken, kendini bir anda bu genç prensin yarattığı fırtınanın ortasında bulur. Hz. İsa'nın dirildiği günün arifesinde, Katyuşka adeta kurban edilir. Acizliğin ve çaresizliğin yakasına yapıştığı insanlardan biridir o. Bazı insanlar, başkalarının bu zaaflarından faydalanır; tıpkı onun başına gelenlerde olduğu gibi. Yıllar sonra, bir mahkeme salonunda, jüri üyesi olarak görev yapan Nehludov, Katyuşka'yı sanık kürsüsünde görür. Hayat, onları bir kez daha bir araya getirmiştir. Bu karşılaşma, Nehludov’un iç dünyasında unutulmuş vicdan hesaplaşmalarını tetikler. Kendi içinde
DirilişLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,6bin okunma
Puan vermedi
Roman diye aldığım okudukça psikolojimin bozulduğu bir kitap diyebiliriz. Ahlâkî değerimizle uyuşmayan , karmaşık ilişkilerin sancılarını dile getiren, politik ve siyasi kimliklerin çarpık aşk üçgeninde yaşadıkları şeyler konu ediniyor. Yetişme kültürümüzü sarsan ve içeriği bakımından yaşanmış gerçek hikayeleri bulmak mümkün. İnsan tabiatın cinsellik kavramı sınır taşımaz bir noktaya getiren ve ayrıca haz için her savaşı mübah kılan bu dünyanın esiri olan insanların varolduğu görmek benim dünyama ve inançlarıma oldukça aykırı olsa bile kendi içsel dünyalarını cesur bir direnişle yaşayan ve hikayeleri anlatan kişiliklerin rollerini görmek mümkün. Kitabı çok beğendiğimi dile getiremem elbette . Önemli şahsiyetli insanların kendi kurdukları rolleri yaşarken ahlâkî değerlerin çöküşünü çok rahat bir şekilde izlemeleri dışında , yeni çöküşülerin enkazında farklı tabuların doğması , çarpık ilişkileri normal bir mercekte sunmaları kabul edilemez. İnsan psikolojisi hazlara aç , ehlileştirmeye çalışsakta , zihinsel etkinliklerimizi kendi otoriter çizgilerimizi bilmek ve asla sınırlarımızı aşmamak gerekiyor. Günlük popüler hayatımızın sağlıklı geçmesi adına sınırlarımızı korumamız en sağlıklısı...
Tarih Boyunca Üçlü AşkBarbara Foster · Varlık Yayınları · 20116 okunma
Puan vermedi·556 syf.··
2025 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2025 18:55
·
Jonh Steinbeck'in sağlam ve bir o kadar güçlü kalemiyle ele alınan ve konusu itibariyle insanı derin duygulara iten , düşünmeye sevkeden bir roman var karşımızda. Büyük kriz döneminde yaşanan depremlerin enkazı altında can çekişen işçi sınıfının; açlık, sefalet, hastalıkla mücadele etmesiyle berbat bir dönüm noktası başlıyor. Aslında günümüzün özetlediği kapital kişiliklerine işlenen açgözlü davranış biçimi yüzünden hayatta kalmak isteyen insanların zorlukları geçmişte de karşımıza bugün gibi çıkıyor ve çıkmaya devam ediyor. Kitabı okurken, Oklahoma'lı bir ailenin temsil ettiği birçok hayatın nasıl kurban edildiği üzerine duruluyor. Kendi topraklarını kaydeden ve iyi bir yaşam için mücadele vermek zorunda kalan bir aileyi konu ediliyor. İnsan uyurken bile yorulduğunu hisseder mi ? Evet eğer yaşamak takdir edilecek bir yorgunluk vaadediyorsa , hep bir ' mücadele' kavramı parçanız haline geliyorsa bardağı taşıracak şeyler kaçınılmazdır. Aile sürekli olarak iş arayışları umuduyla batıya göç etmek zorunda kalıyor ve bu ailenin temsilcisi anne herkesi bir arada tutmak isteyen ve kimsenin görmediği bir kavramdır. Çoğu insan bir annenin hayatına rağmen ailesi için kendini feda edecek kadar güçlü olduğunu bilmez. İnsan suç işleyen bir makine midir? Sorusuna cevabım ortamın sıcaklığı ve kişinin yaşama kültürü suç işlemeye sevkedebilir. Kitabın sonuna gelince bitsin istemedim. Hayatın ufak korkuları beni alabora etmiş ve yapmam gereken bir yaşam mücadelesi olmadığını düşünüyordum. Yapmak istediğim her şey mümkün değildir fikrine kapılırdım. Sınanmamış bir zihin kendi kimliğini çözemez. Mücadele örneği ailenin kızı evladını yitirmesi ve açlıktan ölmek üzere bir bedene kendi sütünü vermesi bende derin bir hüzün bıraktı. Bu nasıl bir duygu ve bir anlayış anlamış
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 202045,7bin okunma