Hamnet ölümün odada, kapının orada bir yerde, gölgelerin içinde durduğunu, onlara bakmadığını ama yine de izlediğini, hep izlediğini hissediyor. Ölüm onlan izliyor, zamanını bekliyor. Derisiz ayaklarıyla, nemli kül kokan nefesiyle süzülerek gelip judith'i soğuk kollarıyla saracak ve Hamnet onu kurtarmak için hiçbir şey yapamayacak. Onu da götürmesi için ısrar etse mi acaba? Simdiye dek hep yaptıkları gibi, birlikte mi gitmeliler?
Omzunun üstünden kapının yanındaki karanlık tünele bakıyor. Dipsiz, yumuşacık, mutlak bir karanlık. Arkana dön, diyor ölüme. Gözünü kapa. Bir saniyecik.