1789’da, burjuvaziye karşı soyluları, onların düzenini -yani feodaliteyi- tutmak çağdışı idi.
Peki, ya bugün emekçilere karşı burjuvaziyi tutmak? Sosyalizme karşı kapitalizmi, milli bağımsızlığa karşı emperyalizmi, laikliğe karşı ümmetçiliği, demokrasiye karşı diktatörlüğü, giderek faşizmi tutmak?
Nasıl bir hüküm vereceğiz böylesine bir görüş, böylesine bir kafa hakkında?
her kültürün yok olmasının nedeni, “soylu sınıfın yok olması ya da soysuzlaşması. Bu, güçlülük ve yiğitlik üzerine kurulu aristokrasinin yerini, kentlerde türeyen para burjuvazisinin alışıyla olur. Burjuvazi devleti ele geçirince, görünüşte eşitlikçi ama aslında zorbalık olan demokrasiye gider.
Kim dayanabilir zamanın kırbacına?
Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine,
Sevgisinin kepaze edilmesine,
Kanunların bu kadar yavaş
Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine."
Kötülere kul olmasına iyi insanın
Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken?
Kim ister bütün bunlara katlanmak
Ağır bir hayatın altında inleyip terlemek
Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa,
O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya
Ürkütmese yüreğini?
William Shakespeare
Bir kalabalığı boyunduruk altına almakla, bir toplumu yönetmek arasında her zaman bir ayrım olacaktır. Dağınık yaşayan insanların sayıları ne olursa olsun, birbirini ardınca bir kişinin buyruğu altına giydikleri zaman, bence artık ortada bir ulusla başkanı değil, bir efendi ile köleleri vardır. Bu belki bir topluluktur, ama hiçbir zaman toplum sayılamaz. Çünkü burada ne kamusal bir yarar vardır ne de politik bir bütün.