Sevira noctis

Alıntı
Onun zihni artık bir savaş alanı değil, bir enkaz yığınıydı. Uzun süredir çevresindeki herkesten, en yakınlarından bile duyduğu o kelimeler ruhuna birer mühür gibi basılmıştı: (İyi değilsin), (Neyin var?), (Neden böylesin?), (Bu halin ne?), (Delirdin mi?). Bu kelimeler havada asılı kalmıyor, Sezar’ın üzerine yapışıyordu. Şimdilerde birileri çıkıp gelse, Sezar’ın kollarını tutsa ve ona meşhur beyaz, ters gömleği giydirse; Sezar tek bir kelime bile etmez, sert kumaşın içine bir sığınak gibi yerleşirdi. Çünkü artık o da herkesle aynı fikirdeydi: Sezar delirdi. Ama aslında durum öyle değildi. Bunu yazan ben ve bunu okuyan siz biliyoruz ki; Sezar delirmedi. Sezar sadece bu dünyaya ait olmayan, zamanın ötesinden kopup gelmiş bir silsilenin içinde kayboldu. Bana soracak olursanız, gördükleri ne diye; ben de cevap veremem. Sezar’ın yaşadığı şey öyle ilkel, öyle garip ve öyle sarsıcı bir güzelliğe sahip ki; benim lügatimde ona uyacak, onu tarif edecek tek bir kelime bile yok.
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Onu düşünmekten kendimi alamıyordum. Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken bir şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden bir şeydi."
Alıntı
Aga bee (kitabından yeni alintiiii)
Bir kış günü Düşünün ki sokakta ilerliyorsunuz, hava o kadar soğuk ki titremekten konuşamıyorsunuz bile. O esnada bir arkadaşınız karşıdan geliyor, sizin aksinize o üşümüyor, hali vakti yerinde. Siz o zorluğa rağmen ona selam veriyorsunuz ama o almıyor. Gözlerinize ifadesizce bakıp geçip gidiyor. Ertesi gün yine aynı yoldasınız, ama bu sefer hava sıcak, ikiniz de eşitsiniz. O arkadaşınız bu kez büyük bir tebessümle gelip size sarılmak istiyor... İşte o an, o sarılma içinizden gelmez . Aksine, insanın içinden hiçbir şey gelmez. Mesele buydu; insanlar kalp kırmayı oyun sanıyorlardı ama bilmiyorlardı ki, kırılan bir kalp sadece acımaz, aynı zamanda keskinleşir. Her yeni darbeyi savurmak, her sahte şefkati kesip atmak için bilenir Doğan’ın gözlerine baktığımda aradığım o pişmanlığı gördüm ama çok geçti. İçimden sadece şu cümle döküldü: "Keşke bugünün işini değil de, bugünün insanını yarına bırakmasalar..." Çünkü işler telafi edilirdi, ama ertelenen insanlar bir daha asla aynı kalmazdı. Ben, onun yarına bıraktığı o küçük kız değildim artık.,
Alıntı
Yorgun bir kalbi hiç bir heybe saklayamaz
1000Kitap