6 Şubat… Kalbimizde Açılan Yara
O gece saatler durdu.
Uykular yarım kaldı, hayaller enkaz altında kaldı…
Bir sabaha binlerce eksikle uyandık.
Anneler evlatsız, çocuklar yuvasız kaldı.
Bir şehir değil, bir ülke ağladı…
Soğukta umut bekleyen elleri,
“Sesimi duyan var mı?” diye haykıran yürekleri
hiç unutmadık…
Toprağa verdiğimiz her can,
kalbimizde sonsuza kadar yaşayacak.
6 Şubat bize acıyı öğretti,
ama aynı zamanda birbirimize tutunmayı da…
Unutmadık…
Unutturmayacağız…
Dualarımız hep sizinle…
"Sırtını denize ver" dedi ellerini belimden çekerken.
"Denize sırt verilmez, dalgalar alır seni" dedim. Korkudan sağlıklı düşünemiyordum; kelimeler dimağımda işlemeden dilime geliveriyordu.
"İyi o zaman asla öğrenemezsin yüzmeyi" dedi. Korkuluklara daha sıkı tutundum, parmak uçlarım beyazlamıştı.
"İstemiyorum zaten! Tutturdun zorla öğreteceğim diye!"
"Ben mi tutturdum?" Aklı almıyormuşçasına parmağıyla kendini gösteriyordu, o rahat tavrı beni daha da çileden çıkarıyordu.
"Sezar çıkar beni buradan!" dedim pes ederek. "Ölmek istemiyorum, çıkalım!" diye fısıldadım ama Sezar inatla kolumdan tutup beni boşluğun kenarına doğru çekmeye başladı.
"Korku seni felç ediyor," dedi dişlerinin arasından. Sesi dalgaların uğultusuna karışıyordu. "Eğer şimdi o suya girmezsen, hayatın boyunca kıyıdan denizi izleyen o korkak çocuk olarak kalacaksın."
"Ben o çocuktan memnunum! Bırak beni!" diye bağırdım, ellerimle son bir umutla ceketine asıldım. Ama durmadı. Beton zemin biterken denizin o tuzlu ve yosun kokulu nefesi yüzüme çarptı. Sezar, kolumu bir anlığına serbest bırakıp belimi kavradı. O an dünya durdu sanki. Bir yanım geri kaçmak için çırpınıyor, diğer yanım ise bu sonsuz inadın içinde kaybolmak istiyordu.
"Bak bana," dedi otoriter bir sesle. Yüzü yüzüme o kadar yakındı ki nefesini hissedebiliyordum. "Gözlerimi sakın bırakma. Suya düştüğün an sadece bana odaklan. Ben buradayım."
Daha "Hayır" bile diyemeden, ayaklarımın altındaki o son güvenli zemin de kayboldu. Boşluğa düştüğümüz o saniyede tek hissettiğim, Sezar’ın beni daha sıkı saran kolları ve yüzüme çarpan soğuk ölümün, yani denizin çığlığıydı.