Şevval

Puan vermedi·202 syf.··
2025 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2025 21:56
Fahreinheit 451’de distopik bir evrenle karşı karşıyayız. Açıkcası kitap sadece abarttığıyla kalmış. Kurgu olarak bence arka planı çok boş kalan bir kitap. Evet tamam kitaplar yasaklanmış, itfaiyeciler artık kitap yakıyor falan da ee neden yani? Ne olmuş bu evrende ? Kitaplar ve düşünmek neden yasak? Bu tarz kurguları okuduğumda sadece olayları değil arka planını, oradaki gücü ve bu gücü elinde tutanların amaçlarını hissetmek isterim. Bu şekilde yasak diyip sadece sözlerle korkutmaya çalışmak kitaptan alınan hazzı azaltıyor. Kitaptan etkilenmememin ve hatta sevmemin bir diğer sebebi kesinlikle dili. Genel olarak bir çok amerikalı yazar edebi olarak yavanlıklarını kapatabilmek için okurları aşırı tasvire boğuyorlar ama bu durum kitaplarda sadece okuma zorluğu çıkartıyor. Kitapta yazar heyecan hissettirmek için sürekli ondan geriye sayıyor aynı kelimeleri tekrarlıyor ve geldi geliyor gibi söylemlerde bulunuyor ve bunların kurguya katkısı yok denecek kadar az. Bunları kaldırıp kitabı dörtte birine düşürüp basit bir öykü kitabı olarak yayınlasaymış çok daha iyi olabilirmiş diye düşündüm okurken. Yazarın genel olarak sürekli bize bir mesaj verme amacı var. Satır aralarını okumaya hiç gerek yok çünkü zaten oraları boş bırakıp her yere mesajını yazmış paragraflarca. Ayrıca kitapta maalesef beni rahatsız eden bir diğer konu çeviri. Yani prezentabl kelimesini çevirmek o kadar zor olmasa gerek diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Türkçe bir kitap okurken arada İngilizce kelimeler görmek (kurguya katkısı olmayan gayet çevirilebilir basit kelimlerden bahsediyorum) bence doğru değil. Gerçekten okurken sanki internetten yavan ve basit bir kitap okuyorum hissi bıraktı. Bu yüzden gerçekten sevmedim ve çok abartıldığını düşünüyorum.
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,5bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·282 syf.··
2024 1. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2024 13:59
Genelde aniden popüler olan şeylerden kaçınan biriyimdir çünkü genelde beni hüsrana uğratacaklarını düşünürüm ancak yakın bir arkadaşım tavsiye edince bu kitaba bir şans vermeye karar verdim. Hüsrana uğradım mı dersem açıkcası bence bu kadar abartılması gereken bir kitap değildi. Kurgu olarak hoşuma gitti. Farklı farklı hayatlar olduğunu düşünmek ve bunları deneyimle imkanına sahip olmak harika bir olay gibi geliyor. İnsan bazen acaba bazı şeyleri farklı yapsaydım hayatım nasıl olurdu diye düşünmeden edemiyor ve yazarda bunu hoş bir şekilde yorumlamış açıkcası fikir gerçekten hoşuma gitti. Ancak yazarın yazım biçimi ve anlatımını çok yavan buldum. Başrolümüz bana göre pek fazla içsel derinliği bulunmayan, depresyonda olduğu söylenmesine rağmen hissettiği yoğun karamsarlık ve diğer olumsuz duygularını bana geçiremeyen sadece bunun hakkında söylenen bir karakterdi. Genel olarak olaylardan çok Nora’nın atıp tutmalarını, söylenmelerini dinlemek ve arada felsefe okuduğunu hatırlatarak söylediği bazı sözleri dinlemek benim biraz sıkılmama sebep oldu. Kitabın sonunda bu kitaptan çıkarman gereken ders bu deniyor gibi bir bitişi vardı ve açıkcası bu tarz bariz mesajlar beni rahatsız ediyor, yazar al bunu diyor gibi hissediyorum. Alttan işlenen farkında olmadan aralara yerleştirilen düşüncelerin, mesajların yerini tutamıyorlar maalesef. Kitabı okumayı düşünenlerin beklentiyi düşürüp rahat hızlı okunacak bir şey okuyorum gözüyle bakmalarını tavsiye ederim bu sayede sonunda daha çok tatmin olunulanabilir diye düşünüyorum.
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,7bin okunma
Puan vermedi·520 syf.··
Beğendi
·
2022 8. kitabı
·
44 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2022 15:28
Tam olarak açık bir şekilde olmasada kitabın sonlarına atıfta bulunduğum için kimsenin hevesini kaçırmamak için ufak bir SPOİLER uyarısı yapmam gerekiyor. Kitaptan kesinlikle etkilendim. Etkilenmemek elde değil bence çünkü insanlığın asıl yüzünü tekrar tekrar aynı cümleyle -“kitaplar yazılmıştı.”- yüzümüze vuruyor. Okurken çevremdeki insanların, başarılı kişiler hakkındaki yorumları aklıma geldi. Bir şey için uğraş verirken hep bunun yanlış olduğunu söylüyorlar. Başardıklarında zaten hep içten içe onlara inandıklarını, hatta bugünün gelmesinde katkılarının olduğunu… Başarıları söndüğündeyse aslında sonucun böyle olacağını en başından beri bildiklerini söylüyorlar. Belkide bir şey başardığımızda hayal kırıklığına uğramamızın, asla tatmin olmamamızın sebebidirler bu insanlar. Çünkü her seferinde ya emeğimiz ya da başarımız küçümsenir çevremizden. Herkes kendi eksiklerini kapatmak için diğerlerinin eksiklerini su yüzüne çıkarır ve asla açken çağırmazlar bizi yemeğe, tıpkı Martin gibi tokken gelir o yemek davetleri. Tamda bizim başarımızdan gurur duyabilecekleri zaman çağırırlar, o kitaplar önceden yazılmasına rağmen. Not: Ayrıca burdan Levent Cinemre ‘ye tekrar teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Eğer onun en arkadaki notları olmasaydı büyük ihtimalle kitaptaki bazı şeyleri anlamam hatta kitabın arka planını görmem imkansız olabilirdi. Jack London ‘ı daha iyi anlamamı sağladınız için teşekkürler. Ayrıca eğer son not olmasaydı sanırım Jack London ‘ın bir sosyalist olduğunu anlamaz onuda Martin Eden gibi bir bireyci olduğunu düşünürdüm. Ama yazarın bireyciliğin sonuçsuz olduğu düşüncesini, kitabın sonunda anlatış biçimi gerçekten çok zekiceydi.
İnsan ve Toplum
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,4bin okunma