Kitabın kısaca konusu; Bir baronun tatilini kısa bir flörtle canlandırmak istemesi. Kaldığı otelde çocuklu bir kadını gözüne kestiren baron, kadına ulaşmak için çocuğa yaklaşması ve bunla birlikte gelişen olaylar...
Küçük Edgar baronun oyununa gelmiş ve kendini yetişkin hissetmeye başlayarak annesinde gözü olan adamı en yakın arkadaşı olarak bellemişti. Baronun planları tıkırında işlemiş ve çocuk sonunda kadına götürmüştü onu. Kocasıyla arası iyi olmayan ve kendine duyulan ilgiden hoşlanan kadının gönlü sonunda baronda kalmıştı. Artık eski arkadaşı olan baron Edgarla ilgilenmiyordu hatta annesi bile. Edgar ilk başlarla bunun sebebini anlamaya çalışırken sonradan onlara karşı büyük bir nefret duymuş ve aralarında kesinlikle bir şey olduğunu anlamıştı. Ancak aralarındaki şeyi bilmiyor ve öğrenemiyordu. Ki öğrenmek ne kadarda istiyordu. Bilmiyordu ki insanın ben büyük zayıf yönü olan arzularıydı bu. İki insanın bedenlerinin birleşmesiyle istenen doyum...
Kitap hakkındaki en büyük düşüncemse bence olaylar Edgar'ın çevresinde geçmemeliydi yani Zweig'ın bir kadının açısından bakışının mükemmelliği bilinen bir gerçek. Yanında çocuğu olan evli bir kadının bir iki günlük tanıdığı bir adamın kollarının arasında bulunan bedeninin nasıl hissettiği, kocasına karşı yaşattığı ihanetin duygusal nedeni, çocuğunu bedensel haz için ikinci plana atmasının kendi bakış açısıyla nedeni...
Aslında aklımda kalan ben büyük meraklar bunlardı; hep kadının düşüncelerini merak ettim ve benim için yarım kalmış bir kitap oldu sanki.
Ancak bu fikirlerime karşılık, bir ebeveyninin çocuğunu düşünmeden çocuklarını ne hale getirebileceklerini gösteren eser.
Aslında ne olursa olsun Zweig'ın kaleminin yine kayıp gittiği ve okuyucuyu -en azından beni- düşündürdüğü eserlerinden biri.