Şevval Saklı

Şevval Saklı
@Sevvalsakk
Yankının Kaybı, Bilinçaltı, Bilinç Akışı..
8/10
·160 syf.··
2026 10. kitabı
Han Kang'ın romanı *Yunan Dersleri*, yazarın en şiirsel ve felsefi eserlerinden biri olarak kabul edilir. İlk olarak 2011 yılında Güney Kore'de yayımlanmış ve 2023 yılında İngilizce çevirisi yapılmıştır. Roman, iki isimsiz karakter etrafında şekilleniyor, Gizemli bir şekilde konuşma yeteneğini kaybetmiş genç bir kadın. Yavaş yavaş görme yetisini kaybeden bir Antik Yunan öğretmeni. Kadın, derin kayıplar yaşadıktan sonra sessizliğe gömülmüş, Annesinin ölümü, boşanması ve oğlunun velayetini kaybetmesi onu dilden uzaklaştırmış. Kendini yeniden keşfetmek için Antik Yunan derslerine katılıyor. Bu arada öğretmen, yavaş yavaş görme yetisini kaybetmekte ve dünyayla bağlantısını korumakta zorlanmakta.. İki karakter, ortak eksiklikleri ve kırılganlıkları aracılığıyla birbirlerine yakınlaşıyorlar ve bunu çok farklı şekillerde anlamamızı istiyor Han Kang. Ancak daha derine inersek, bir kişinin kendi iç yankısını kaybedebileceğini ve sonuç olarak dünyayla bağlantısının kopabileceğini görürüz. Asıl sorun sadece konuşma, görme veya işitme gibi yeteneklerin kaybı değil; asıl önemli nokta, bir insanın kendi içindeki yankıyı asla kaybetmemesi gerektiğidir. Bir bakıma bu, iç ses, iç huzur veya insan duygularıdır. Çünkü daha derin bir bakış açısıyla bakıldığında, bir insanı ayakta tutan ve bağlayan şey duygulardır. Psikolojide buna bastırılmış, gizlenmiş duygular, arzular, kayıplar, mutsuzluk veya mutluluk denir. İnsanlık dünyayı her zaman bir amaca ulaşmanın aracı olarak görse de, bu amaca ulaşmak için de çaba gösterir ve bu çabalar duygular ve iç ses tarafından yönlendirilir. Eser, sadece konuşamamanın değil, yanlış anlaşılmanın ağırlığını tasvir ediyor. Kadın karakter kelimelerini kaybediyor, ancak aslında sesini değil, yankısını kaybediyor. Konuşsa bile kimsenin onu duymayacağı
Yunanca DersleriHan Kang · April Yayıncılık · 20251,090 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Kara Kitap, Kara Kutu, Kara İçsellik …
10/10
·460 syf.··
2026 2. kitabı
"Dünyaya bir başkasının gözlerinden bakabilmeyi bilmek gerek, demişler. Asıl o zaman dünyanın ve insanların esrarını kavramaya başlarmış insan.” Giden midir hep beklenen? Yoksa gidenin ardında bıraktığı izlerden yeniden bir varoluş mudur bu durum insan için ? Yoksa gidene mi zordur hayat, kalana mı ? Orhan Pamuk okunması, anlaması ve sindirilmesi en zor yazarlardan biri benim için. Ama bir o kadar da okumaktan en zevk aldığım yazarlardan.. Orhan Pamuk benim için çok katmanlı, çok zeki, kültür patlaması yaşayan ve adına daha birçok nitelik ekleyebileceğim muhteşem bir yazar, kalem. Kara Kitap okuduğum 4. ve en zorlandığım eseriydi ki zaten 2. okuyuşumda tam anlamıyla anlamlandırdım eserin her bir bölümünü, satırını.. Eserlerini anlamak, insanın kendine, kendi hayatına da katması çok zor. Kafa karıştırıcı, aklı-mantığı zorlayan ve ciddi anlamda sabır gerektiren eserlerinden biriydi “Kara Kitap” ama ben onun eserlerini zaten tekrar tekrar okumak isteyen biri olarak bundan çokta bahsetmek istemiyorum. Çünkü her okuyuşumda bana ekstra bir şeyler katmıştır kendisi. Bu yönüyle Pamuk bence açık ara Dünya edebiyatında yer edinmiş ve devam da etmeli. Bana kalırsa da aldığı tüm ödülleri fazlasıyla hak ediyor. Esere değinecek olursam, yazım tekniği, olay örgüsü, karakter seçimi ve karakterlerin eser boyunca gelişimi muazzam.. Bu şekilde bir eser ortaya koymak şunu gösteriyor; ciddi bir ön çalışma, yıllar süren emek ve tabii ki deneyim, kültür ve sivri bir zeka.. Karakterlerin yani temel 3 karakter Avukat Galip, Kayıp Rüya ve Köşe Yazarı Celâl… 3’ü de eser boyunca bir o yana bir bu yana gidip geldi anladığım kadarıyla. Eseri Celâl’in köşe yazıları, Rüya’nın ani bir terki ve Avukat Galibin onu can hıraş arayışı üzerinden okuyoruz ancak Celâl’in her bir köşe yazısını büyük bir
Kara KitapOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202511,6bin okunma
7/10
·344 syf.··
2025 13. kitabı
Aşk-ı Duygu … Berna Moran’a göre Aşk-ı Memnu, “Topluma değil, bireye ve bireyler arası ilişkiye dönük bir romandır. Uşaklıgil, somut ve tek olan bir evliliğin belirli koşullar altında nasıl işlediğini, belli insanların arasındaki ilişkiler örgüsünün niteliğini ve gelişmesini anlamaya ve anlatmaya çalışır.” şeklinde özetlemiş bir nevi. Ziya Uşaklıgil, Berna Moran’ın tabiri ile “kurulmuş bir denklemin çözümünü gösteriyor.” ben ne anladım ? Şöyle ki, karakterlere, olay örgüsüne tabii ki döneme göre kurgunun gidişatı en başından sonuna göz kırpıyor. Karakterler duygularını o kadar derin ve bir büyük anlamla yaşıyor ki insan durup kendi duygularını düşünüyor. Ben aşkı, sevgiyi, sevgisizliği ve en önemlisi bence, dibe çöküşleri ne derece yaşadım. Kendime ne kadar müsaade ettim, bir kenara mı bıraktım, içimde çok derinlere mi gömdüm ? Karakterlerin her biri kendi içinde bir duyguyu bazen birden fazla duyguyu kendi içinde dışarıya bir nebze olsun yansıtmadan atlatmaya çalışıyor.. Firdevs Hanım dışarıdan ketum, şatafata önem veren bir insan olarak görünüyor olsa bile kendi içinde birçok fırtınadan sağ çıkmayı başarmış. Bihter zaten başlı başına bir yıkım, enkaz.. Sevgiyi, sevmeyi ve sevilmeyi arzulayan ve bunu da çok yanlış yerlerde bulmaya çalışan bir kadın … Peyker ve Bihter’in, Firdevs Hanım ve Matmazel’in, Adnan Bey ve Behlül’ün, Nihat ve Adnan Bey’in, Beşir ve Behlül’ün, Nihal ve Cemile’nin… karakterlerin birbiriyle tezatlığı da bence romanın gidişatını gözler önüne seriyor. Adnan Bey ne kadar kızından birkaç yaş küçük biriyle evlenmiş olsa bile Behlül kadar acımasız, eğlenme yolunda giden her yolu mübah görmüyor. Firdevs Hanım için şatafat, mal mülk, giyim kuşam ne kadar önem arz ediyor ise, Matmazel bir o kadar maneviyat ve iç huzuru temsil ediyor. Nihal açılmamış bir
Aşk-ı MemnuHalid Ziya Uşaklıgil · Yapı Kredi Yayınları · 202022,8bin okunma
Isabelle; Gizem Ve Tutku Üzerine Bir Kadın..
7/10
·96 syf.··
2025 7. kitabı
André Gide'in "Isabelle" eseri, psikolojik derinliği ve karmaşık karakterleriyle dikkat çeken bir novella.. Hikaye, aslında bana biraz Sabahattin Ali’nin “Kürk Mantolu Madonna” eserini andırdı, her iki eserde de sadece bir mektuptan bir portreden yada bir anlatıdan etkilenme var. Gide aslında novella üzerinden bize birçok temayı işlemiş, aktarmış. Karakterler çok detay, yoğun. Gide, karakterlerin iç dünyalarını ve duygusal çatışmalarını detaylı bir şekilde analiz etmiş. Eserde, karakterlerin düşünceleri, hisleri ve davranışları arasındaki ilişki, bir ailenin çöküşü, ana karakterin bir fotoğraf ve bir mektup üzerinden umutlandığı genç kadına duygusu üzerinden anlatılıyor.. Tez çalışması için gittiği malikane Gerard Lacase için bambaşka boyutlar kazandırıyor. Normandiya'ya, Floche ve Saint-Auréol ailelerinin kaldığı Quartfourche Malikaneye gitmesiyle ailenin hüsranlı çöküşüne de şahit oluyor Lacase. Eserde, akademik gelişim, tutku, aile içi ilişkiler, ahlak ve bireysellik gibi temalar işlenir. Isabelle'in gizemli kişiliği ve çevresindeki insanların ona karşı hisleri, hikayenin temelini oluşturuyor. Isabelle, eserin merkezinde yer alan, anlaşılması zor bir karakterdir bence. Gide'in bakış açısıyla, Isabelle'in iç dünyası ve duygu durumu yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Diğer karakterler de, Isabelle ile olan ilişkileri üzerinden derinlemesine anlatmış. Eserde, karakterlerin düşünceleri, hisleri ve davranışları arasındaki ilişki, kısa görünen novella olsa dahi az ve öz bir şekilde anlatılmış. Gide'in sade ve akıcı bir dili var ve bu çok net görünüyor eserde, olay örgüsünden ziyade karakterlerin iç dünyasına odaklanmış, olayı anlatıyor ancak olaydan ziyade karakterlerin zaman içinde düşüşü, umutlu bir arayış, geçmişin açığa çıkması… Ailenin gizemli sırrını Isabelle'in çizilmiş
IsabelleAndré Gide · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20251,692 okunma
“ Gizli Duygular “
7/10
·280 syf.··
2025 6. kitabı
"Gizli Bahçe", özellikle çocuklar için yazılmış olsa da, her yaştan okuyucuya hitap eden evrensel temalar içeriyor. Mutluluk, ırkçılık, alt-üst tabaka, sadakat ve evlilik gibi birçok hayati teması var.. Hikaye, İngiltere'ye gönderilen ve daha sonra gizemli bir malikanede yaşamaya başlayan genç bir kız olan Mary Lennox'un etrafında dönüyor.. Mary, başlangıçta huysuz ve yalnız bir çocuk, ancak zamanla malikanenin gizemlerini keşfediyor ve etrafındaki dünyayla ilişki kurmaya başlıyor. Eser, umut, değişim ve doğanın iyileştirici gücü gibi önemli temaları işliyor ki bu da bence mutluluğun mutlu hissetmenin insan hayatındaki önemini anlatıyor. Yani mutluysanız her şeyi başarır, üstesinden gelir ve en önemlisi de Mutluysanız yaşadığınızı anlarsınız. . Mary, bahçeyle ilgilenmeye başladıkça, hem fiziksel hem de duygusal olarak iyileşiyor ve iyileştirmek için uğraşıyor.. Bahçenin gizemi, Mary'nin hayatına umut ve neşe getirir eser boyunca.. Aynı zamanda, Mary'nin kuzeni Colin'in de iyileşmesine yardımcı olur. Colin, hasta olduğuna inanılan ve dış dünyadan soyutlanmış bir çocuktur, ancak zamanla umut ve hissettiği mutluluk sayesinde yaşandığını ve yaşamanın ne kadar önemli olduğunu anlar. Bu süreçte, diğer karakterlerle de bağ kurup ve hayatında olumlu değişiklikler meydana getiriyor. Fikirleri, dış görünüşü daha önce ki yaşam tarzını kıyaslaması.. Mary, mutlu hissettikçe hayatı, insan olmayı çözüyor. . "Gizli Bahçe", aynı zamanda, insanların iç dünyalarına ve birbirleriyle olan ilişkilerine dair derin bir bakış sunmuş. Çünkü bilindiği üzere hepimizin içinde gizli tuttuğu, bir zamanlar en mutlu olduğu anları olduğu, gözü gibi baktığı bir Gizli Bahçesi var. Bizler sadece bunu görüyoruz, yaşıyoruz ama en ufak bir mutsuzluğumuzda kilitleyip, anahtarı gömüyoruz. Yaşatmak varken,
Gizli BahçeFrances Hodgson Burnett · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202111,7bin okunma