Öncelikle "Kırmızı Oda" hayranı olarak sayın doktor ve yazarımızın kitabını okumasam olmazdı. Zaman zaman kitap ve dizi yer değiştirdi, ama hissettirdikleri hiç değişmedi. Sanırım toplumdan önce biz kınıyoruz ve cezalandırıyoruz kendimizi. Olumsuzlar olumsuzluğu doğururken, mutluluğu kendi elimizle gömüyoruz toprağın altına. Kim bilir belki de mutluğun anahtarı affetmektedir.
Kitabın kısa kısa bölümlerden oluşması ve akıcı bir dil ile yazılmış olması benim hoşuma gitti. Hayat mottolarını okumaktan da büyük keyif aldım. Okumayı düşünenlere sıcacık bir hikaye sizi bekliyor diyebilirim.
Çiftlik hayatı beni çok sarmadı, bu yüzden zor bitirdim. Yine de bu okunmayacak bir kitap olduğu anlamına gelmez. Okumayı düşünenler için akıcı bir dil ile yazılmış olduğunu söylemek isterim . Keyifli okumalar!
Sadece bu kitabın bana heyecan vermediği, konusunun çok basit olduğunu söyleyebilirim. Yarım bırakmak istediğim için zor bitirdim. Devamı gelirse asla okumam.
Bu kitap ile Sarah Jio'ya bir kez daha hayran kaldım. Kurgusu o kadar güzel ki kitabı elinden bırakmak istemiyorsun. Romanda Livingston Köşkünde farklı zamanlarda yaşayan üç farklı kadının kayıp kadınları araştırması anlatıyor ve köşkün sırları ortaya çıkıyor. Kitapta ismi geçen tüm çiçeklerin resimlerine internetten baktım ve Sarah Jio'nun hayaline ortak oldum. Aşkı ve gizemi bir yana dursun, anlatılan o bahçeden varlığını düşünmek bile harika doğrusu. Böyle mükemmel bir romanı yazdığı için Sarah Jio'ya teşekkürü bir borç biliyorum !