Alanım dışı okumalar yapmaya bayılırım özellikle kendi bedenim ve ruhumu anlamaya yardım ediyorsa...
Metis Yayınları'nın kitapları arasında gezerken kapağı ilgimi çektiği için incelemiş, konusu sebebiyle de okumak istemiştim. Başta biraz bilim kitapları arasında yer aldığı için tıp kitabı tadında olmasından çekinmiştim ama dili gayet anlaşılırdı. Kitapta bahsedilen fizyolojik kusurlar görsellerle desteklenmişti bu da anlatılanı kavramayı oldukça kolaylaştırdı.
Gelelim konusuna... Kitap, bu güne kadar diğer canlılara karşı kendimizi üstün ve başrol hissettirmiş tüm özelliklerimizin aslında ne olduğunu 53.000 lümenlik ışık tutulmuşcasına bize apaçık gösteriyor. Tasarım kusurları ile dolu bedenimizin parçalarını tek tek ele alarak diğer canlılardan aslında ne kadar da "aciz" olduğumuzu anlamamızı sağlıyor. Kusurlarımızın, kusursuzlarına sahip canlılar üzerinden örnekler vererek bu acizlik duygusunu pekiştiriyor. Her konunun sonunda başrol hissiniz azalıyor :) Kitabı okuduktan sonra evrimin her zaman en kusursuza ulaşmak için gerçekleşmediğini aslında rasgele ortaya çıkan mutasyonlar sonucundan oluştuğunu da daha iyi kavrıyoruz.
Öz bilinç kazanmak için okunmaya değer bir kitap olduğunu düşünüyorum.
İnceleme eklemeye bir hayli geç kalmış olsam da ilk incelememin bir Yalom kitabı olmasını istedim. Irvin D. Yalom'u ilk bu kitapla tanıdım ve bu tanışma bende tüm kitaplarını okuma isteği uyandırdı. Bir iki kitabını daha okudum ve bu istediğin ne kadar yerinde olduğunu gördüm.
Kitap, psikoloji alanında herhangi bir eğitim almamış ama bu alana benim gibi ilgi duyan herkesin rahatlıkla özümseyebileceği bir dile sahip. Bu tarz psikoloji temelli kitapları okuduğumda kendi adıma dikkat ettiğim şey kitapta yer alan mesleki dilin miktarıdır. Çok fazla terim ve bilimsel dil kullanıldığında bu durum alan dışı birinin kitabı özümsemesini zorlaştırabiliyor. Bu bakımdan Yalom gayet anlaşılır ve yeteri düzeyde bilgi içeren bir kaleme sahip.
Kitap iki farklı dönemde yaşam sürmüş Spinoza ve Nazi Subayının yaşamlarından kesitler sunuyor. Okurken her iki büyük ismin de dünyasına dahil oluyorsunuz. Olaylar, tarih sevmeyen bana bile daha sonrasında oturup araştırma yaptıracak kadar güzel anlatılmış. Kitaptan sonra Spinoza'ya ve fikirlerine karşı merakım oluştu. Kendimi hazır hissettiğimde (anlama gücü olarak) onun kitaplarını da okumayı planlıyorum.
Okumayı erteleyen herkese şiddetle tavsiye ederim.
Alzheimer ya da demansın ilk bakışta göze çarpmayan nitelikteki bir öncülü olan "hafif bilişsel bozukluk" çoğu insanda paranoya semptomları yaratır. Kaybolan bilginin yerini doldurmanın bir yoludur bu. Hatta depresif semptomlar bile aşamalı bilişsel zayıflamanın ilk göstergelerinden biri olabilir.