“Yoksa gelmem diye mi korkuyorsun?” Yusuf başını salladı: “Gelirsin…Biliyorum…”
“Öyleyse neden bırakmıyorsun?” Yusuf avucuna tuttuğu bileği sinirli bir hareketle sıkarak: “Lüzumu yok!” dedi. Sonra, dudakları titreyerek, ilave etti: “Ne olursa olsun, artık seni hiç bırakmayacacağım!”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hayal ve düşüncelerle dolu ve yalnızlık içinde geçen bir hayat, bu on beş yaşındaki kızı, kendi yaşındakilerden ayrı yapmıştı. O, şimdi bir kadın gibi düşünüyor, dertlerine tek başına çareler arıyordu.
Dilrübâ, zülfün erişse gönlüme zindân olur,
Ben ki bir tel saçına bin ömrü kurbân eylerim.
Gamzenin düştüğü yerde gece secdeye varır,
Gözlerin değse kalbime, bahârı inkâr eylerim.
Sen yürürken sanki devrân yavaşlar ardından,
Gül utanır renginden, lâle hicâb eyler sana.
Bir nigâhınla harâb olmuş gönül şikâyet etmez,
Aşk dediğin biraz da kendi yangınına rızâdır.
Ey mâh-ı dil,
Adını ansam içimde kandiller yanar sessizce;
Sanki bütün şiirler seni söylemek için doğmuştur.
Ne servet ister gönlüm
Ne de cihânın saltanatı…
Yalnız bir gece vakti
Başını omzuma koyup susman yeter.
Zülfün değse gönlüme, gece gülden utanır,
Bir bakışınla ömrüm bahâra döner susarak.
Senin adın geçince kalbim secdeye varır,
Aşk dediğin sen olursun, ben sana bakarak.
Gözlerin geceyi utandıran o mahcup karanlık,
Bakınca insanın bütün yalnızlığı boynuna sarılıyor.
Ellerin...
Bir bahar akşamının ilk serinliği kadar ince,
Dokunsa kalbim kendi sesinden utanır.
Ellerin değse
Belki bütün kırgınlıklarımı inkâr ederim.
#Şeyda Keren