Kendisine ameliyat edilemez bir beyin tümörü teşhisi konulur ve bir yıldan az ömür biçilir. Bunun üzerine karısının geçimini sağlamak için roman yazar. Sonradan teşhisin yanlış olduğunu öğrenir, ama iş işten geçmiştir. O artık ünlü bir yazar olmuştur. Kitabın kendisi kadar yazarı da çok dikkat çekmiştir."OTOMATİK PORTAKAL" kitabın başlığının aslında yanlış çeviri sonucu oluştuğu söyleniyor.
Bir kitap düşünün; yazarının dikkat çekici bir hayatı ve kitabın başlığının muâllak bir çevirisi var.
"SEÇME HAKKINA SAHİP OLMAYAN KİŞİ KİŞİLİĞİNİ YİTİRMİŞ DEMEKTİR."
Kitaptaki bu alıntı hem yazarın hayatını hem de kitabı kısaca özetliyor. 1 yıl boyunca öleceğini düşünen yazarımızın, kitabı neden bu kadar argo ve hırçın bir dille yazdığı belli oluyor aslında. Değiştiremediği şeyler için çok öfkeli ama öleceğini bilmesine rağmen hala oturup kitap yazacak kadar da istikrarlı. Bence kitabımızın ana karakteri olan Alex, öfke ve istikrar arasında sıkışıp kalmış.18 yaşının altında bir genç olan Alex, gençliğinin de verdiği bilinçsizlikle kötü işlere bulaşmıştır. Hatta bu işler cinayete kadar gitmiştir. Gençliğinin verdiği bilinçsizlikle diyorum ama" galiba büyüyorum" dediği yere kadar yani kitabın sonuna kadar yaptıklarından hiç pişman olmadı. Ona yapılanlar çok yanlıştı evet ama kendisinin de pek çok yanlışı vardı. Hiç değişmeyen bir gerçek "Kötülüğe kötülükle karşılık vermek".İyiyi yanlış öğrettiğin zaman o da artık kötüdür. Şuan iyi veya kötü, doğru ya da yanlış kavramları yanlış yöntemlerle empoze edilmeye çalışıldığı için bir karmaşıklık oluşuyor.Özellikle gençlerin seçimleri baskılandıkça kafaları karışıyor, öfkeleri artıyor, mantıkları devre dışı kalıyor ve duygularıyla hareket ediyorlar. Yani yollarını kaybediyorlar.Kitap toplumun ne kadar çıkarcı, düzenbaz, bencil ve kötü