Aydoğan ELÇİ

Aydoğan ELÇİ
@SeydunaMir
Güzel Olan Herşey Eskidi. Kapanan Kapılar Biriktiriyor Yüreğim...
Sosyolog
Lisans
Bursa
7 Eylül
11 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı
“YALNIZLIĞIN AYLAKLIĞI”
Puan vermedi·192 syf.··
2022 5. kitabı
·
1865 günde okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2022 15:16
Bay C… 28 yaşında. Bir isim dahi yakıştırılamamış olan Bay C. Her şeyden etkilenip olumsuz durumlar yaratan ve karamsar tablolar çizen bir Bay C. Bazen kafasındakileri kağıda dökme telaşına giren bazen de kitap okuyan ve sıklıkla da içen. Hayat onun için, bir dilencinin çalışma saatlerini öğrenme derdine girmesi kadar zordu. Ve yoruluyordu. Kimi zaman hoşlandığı bir kızı takip etmesi, kimi zaman kavga ettiği insanları, kimin zamansa bir düşünceyi… bu onu amaçsız kılmazdı herhalde. Hiç tanımadığı kadınlara yanaşıp ‘merhaba’ demesi ve hoşlandığı kadınlara ise günlerce yanaşamaması onu tabi ki de anormal kılmazdı bizim nezdimizde. Her şey sorgulanmaya mahkumdu Bay C.’ye göre. Misal, deniz neden mavi?, ağaçlar neden yeşil?, insan neden iki ayaklı, ya da neden iki başlı değil?... her yönüyle hayatı sorgulamak… bu sorgulamalar çoğu zaman iş olsundu diye yapılanlardı. Sadece düşünen bir varlığın olması yeterliydi. Zira bizi özel kılan düşünmekti. Yarım kalmış hikayeler, yarım kalmış sohbetler ve yarım kalmış hayatların kahramanı Bay C. Bir insanın hayatından usulca ve habersizce çekip gitme rolünü fazlasıyla seven ve gerçek aşkı ısrarla aramaya çalışan Bay C… çocukluğuna ve özellikle de teyzesine takılı kalan aşk, hiçbir kadında bulunmayacak ve erişilmeyecek bir yerdeydi. Aranmalıydı. Bu gerçek aşk ve gerçek sevgi… çok sonra; ‘ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi! Bir kadın. Birbirimize yeteceğimiz, benimle birlik düşünen, duyan, seven bir kadın! diyerek serzenişte bulunacaktı. Belki de aradığı, olduğu gibi kabullenilmekti. Elin lafına kanmayan ve ‘başkası ne der’in gölgesinde barınmayan bir aşk… ‘Yalnızlık, sizin size yokuşunuzdur’ der şair. Babadan kalan mirası
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,2bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Dünya Bir Akıl Hastanesi
Puan vermedi·64 syf.··
2022 4. kitabı
Uğursuz, yapıca bozuk, pis kokulu ve pasaklı bir hastane. İçinde beş tane akıl hastası… Biri asil diğerleri ise orta sınıftan insanlar. Biri verem hastası. Biri kısa boylu ve çok hareketli olan Yahudi Moyseyka. Biri felçli. Biri sürekli bekçiden dayak yiyen ve pis kokan şişman köylü. Biri kısa boylu, cılız, iyi ama kurnaz, eski bir posta çalışanı. Nihayetinde biri de İvan Dimitrıç Gromov. Otuz üç yaşında, soylu bir aileden gelen ve takip edilme hissinden mustarip, gergin, telaşlı, kibar ve yardımsever olan Gromov. İnsanları bu dünyada namuslu ve namussuz şeklinde ikiye ayırarak, hayatının bir döneminden sonra hep acı çekmiştir. Aşkı, hayatı ve duyguları yoğun ve coşkulu bir şekilde anlatan fakat yaşa(ya)mayan birisi. Dış görünüşe önem vermeyen, dine ve doğruluğa değer veren doktor Andrey Yefımiç ile konuşmalarına sık sık şahit olacağız daha sonrasında. Tekdüze Bir Hayat ve Üstün Bir Akıl Hastanenin gereksiz ve kapatılması gerektiğine inanan Andrey Yefımiç, sıradanlığın ve amaçsız bir tekdüzeliğin farkında olup bunun için mücadele vermemesi kendisiyle savaşmasına neden oluyordu sürekli. Hasta, hastalık ve de ilaçlar ne kadar da önemsizdi onun için. Hem ilaç varsa acı çekmek neden? İlaçlar yok olmalı ve acı galip gelmeli. Ruhu yüceltir bu acılar oysaki. Maaşının yarısını kitaplara veren doktor, tarih ve felsefeye fazlasıyla ilgili biridir. Aklı önemseyen ve üstün tutan düşüncesi diğer her şeyi önemsiz görüyordu. “İnsan iradesi dışında bir takım tesadüfler tarafından yokluktan var olmuştur. Neden ölümsüz değildir insan? Kusursuz olan akıl nasıl olur da çamura dönüşecek?” Hakikat Galip Gelecek Andrey Yefımiç yaptığı işi sık sık sorgulayarak insanları aldattığını, zararlı bir işe hizmet ettiğini ve bunun için aylık aldığını düşünürdü. Sonrasında ise bu
6. KoğuşAnton Çehov · Yaba Yayınları · 201587,4bin okunma
“KENDİ ZİNDANINDA YATMAK”
Puan vermedi·80 syf.··
2022 3. kitabı
Olağanüstü Bir Gece kitabı; sıradan, standart ve telaşsız bir hayat yaşarken ailesinden kalan yüklü bir mirasla bir anda kendini, varoluşunu ve toplumu temelden sorgulayan bir adamın kendisiyle olan savaşının hikâyesini anlatıyor. Hayata karşı duyarsızlaşan, duygularını yitiren ve hissetmeyi unutan birisinin, sadece bir gecede ruhunun derinliklerinden gelen duygularla ve toplumun çizgisinden çıkmasına neden olan bir sorgulama haliyle kendi hayat anlamını bulmaya çalışır. Yabancı ve tuhaf duygular içinde insanların arasında yer edinmeye çalışırken hayatında ilk defa karşılaştığı hayat kadını ve iki adamla olan bu ilişki onu çok derinden etkiler. Gündüz at yarışında haksız yere kazandığı paraları o gece birçok kişiye dağıtır ve kendini ruhsal manada harika hisseder. Artık uzun zamandır içinde bulunduğu donuk ruh halinden eser kalmayacaktır. Müthiş bir dil ve üslupla yazılan ve bir solukta okuyup kendinizle sorgulama haline geçebileceğiniz bir kitap... Yazar içinde bulunduğu toplumsal şartları ve koşulları göz önünde bulundurarak adeta düzene karşı çıkıp başka hayatların ve başka yaşamların da olduğunu bizlere hatırlatıyor. 1. Dünya Savaşı'nın en yoğun yaşandığı zamanları ve koşulları herkese hissettirmek istiyor. Buna burjuva kesimi de dâhil elbette. Kendisi de soylu ve zengin bir aileye mensup olan Zweig, bu kitapla diğer kesimlerle empati kurmaya çalışarak sade bir hayatın ve küçük detayların mutluluk getirebileceğine inanmaktadır. Dolayısıyla şaşalı bir yaşamın varlığı onu fazlasıyla boğmaktadır. Ve onu yaşadığı duygulara karşı yabancılaştıracaktır. Kitapta yoğun bir ruh tahliline yer veren yazar, kahramanın içinde bulunduğu ruhsal duruma okuyucuyu da katmayı başarmıştır. Kahramanın neşesi, öfkesi, mutluluğu ve nefreti, okuyan herkesi
Olağanüstü Bir GeceStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023171,9bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2022 2. kitabı
Kitap, Oscar Wilde’ın 1891’de yayınlanan kendisi yerine tuval üzerine yapılan portresinin yaşlanmasını dileyen ve bu dileği gerçekleştiğinde yolunu şaşıran ve yozlaşan yakışıklı, haz ve güzellik tutkunu bir adamı konu edinmektedir. Dorıan Gray, ressam Basil’in büyük hayranlık duyduğu ve portresini yaptırdığı, yaşadığı dönemde yakışıklılığı ve güzelliğiyle ün salan birisidir. Tekdüze bir hayatı, ressam Basil Halward’ın soylu arkadaşı olan Lord Henry Harry Wotton ile tanıştıktan sonra bırakır. Artık hiçbir şey eski yaşamı gibi olmayacaktır. Lord Hanry ile yakın bir arkadaşlık kurduktan sonra onun yönlendirmelerine çabucak ayak uydurmaya başlayacaktır. Hanry tarafından hayattan, aşktan, sevgiden ve birçok konuda söylenen cümleler Dorıan için ilk defa duyulan şeyler olup ve çok değerli olacaktı. “Açları doyuruyor, dilencileri giydiriyorlar. Gel gör ki kendi ruhları aç, çıplak. Soyumuzda cesaret diye bir şey kalmamış. Belki de hiçbir zaman yoktu. Toplum korkusu, bir de dinin püf noktası olan Tanrı korkusu: Bizi yöneten iki şey işte bunlar.” Hazza Dair Hayat Zevk ve güzelliğe düşkün olan Lord Henry, Dorıan’a hedonizme dayalı düşüncelerini sıkı bir şekilde anlatır. Lord Hanry’nin etkisi altında kalan Dorıan, bir gün güzelliğini kaybedeceğini anlayınca kendi yerine Basil’in yaptığı portrenin eskimesini ne kadar çok istediğini ifade eder. Bir zaman sonra Dorıan’ın dileği gerçekleşir. Fakat portre, işlediği her günahın izini taşıyacak şekilde yapılmıştır. İşlenen her günah onun portresinde bir kusur ya da yaşlanma belirtisi olarak görünecektir. Bu durumu daha sonra fark edecek olan Dorıan, hayatının geri kalanını yaşamın zevklerine ve güzelliklerine adayacaktır. Dolayısıyla birbiri ardına günah işlemeye başlayacaktır. Hayatı önemsemeyen, onu küçük gören ve her
1000Kitap
Dorian Gray' in PortresiOscar Wilde · Anonim Yayıncılık · 202099,3bin okunma
İlmin ve Düş’ün Gerçeği
Puan vermedi·238 syf.··
2022 1. kitabı
17. yüzyıl Osmanlısının İstanbul’unda geçen Puslu Kıtalar Atlası, o günkü toplumsal yaşam ve sosyal hayatı bütün yönleriyle okuyucuya aktarmaktadır. Yazar bunu yaparken kullandığı dil son derece etkili olup ve okuyucuyu ‘romanla yaşama’ olgusuna sevk ediyor. Olaylar arasındaki kurgu, başlangıçta çok bağımsız gözüküyor fakat sonrasında bu kurguların bir bütünün parçası olduğu bariz şekilde kendini gösteriyor. Dolayısıyla bu durumun bağlamsal anlamda bir bütünlük taşıması ‘usta kalemin’ eseri olduğu okuyucuya yansıyor. Sizler kitapta tarih yolculuğuna çıkarken o dönemin siyase-tine, bilimine, geleneğine, ticaretine denk gele-ceksiniz. Tüm bu toplumsal olgular, iç içe geçmiş ve birbiri içinde uyumlu şekilde işlenmiş ve her şeyiyle kanlı canlı önünüzde duracaktır. Bu yolculukta önemsiz görülen kahramanların hikayelerini dinledikçe sizi olayın kendisine götürecektir. Birçok ‘önemsiz’ kahramandan, çok önemli bir ‘hikaye’ elde etmenin ustalığına şahit olacaksınız. Bu yolculuk sonunda İhsan Oktay Anar, keşfetmeniz için çok değerli şeyler içerisinden ‘bir şeyi’ sizlere armağan edecektir. Belki de tüm olayların ve kahramanların etrafında döndüğü; ilim ve irfanın varlığıyla karşılaşacaksınız. Bu değerlerin işlendiği takdirde ne kadar kıymetli, önem verilmediğinde ise ne kadar zararlı bir şey olduğunu fark edeceksiniz. “Görmek, duymak, bilmek ve öğrenmek isteyen şu zavallı cerraha gösterilmeyen saygı, sadece karanlığı, soğuğu ve sessizliği algılayan ve hiçliği bilen bir cesede gösteriliyor. Onu katleden bu insanlar evlerine döndüklerinde belki de çocuklarına Kubelik’in acı sonunu ibretle anlatacaklar ve bilginin tehlikelerini birer birer sayacaklar.” Kitaptaki karakterler, her mücadeleye göğüs gererek ve her türlü fedakarlığa katlanarak ilim uğruna nelerin feda edileceğini
Edebiyat
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,9bin okunma