Hiç yorulmadan meşgul olabiliyordum, çünkü satrancın, zihinsel enerjiyi dar bir alana odaklamak suretiyle beynin en zorlu düşünce eylemlerinde bile yormamak, aksine esnekliğini ve gücünü keskinleştirmek gibi harika bir avantajı vardı.
Dönemini oldukça mükemmel anlatan Sabahattin Ali bu kitabında döneme ait bir çok olaya değinmiş. İnsanların günlük yaşamlarının, yeme içmenin, çalışmanın nasıl olduğunu güzel anlatmış. O dönemde kızların 15-16 yaşlarında evlenmelerinin çok doğal olduğunu, erkeklerin evlilikleri bir pranga gibi gördüğünü, aşk evliliği diye bir şey olmadığını ve en önemlisi kadınların iş hayatında olmasının akıllarına bile gelmediği bir dönemi ustalıkla anlatmış. Kitabın ana karakteri Yusuf’un 30 yaşına gelmesine rağmen bi baltaya sap olamaması, avare bir şekilde kendini boş boş dolaştırması aslında bugünün kız ve erkek gençliğinden de alıntılar sunuyor. Fakir kalan Yusuf ve ailesinin; Yusuf çalışmaya köylere gidince sırf eve bulgur girsin diye elin adamları ile hoşbeş etmeleri demek ki o dönemde parasızlıktan kadınların yapabileceği bir şey olarak görülüyor; ama nedense evde oturup duran iki kadının bi işe girip de çalışması kimsenin aklına gelmiyor. Galiba o dönemde kadınların dışarda işte çalışması; eve zengin kimseleri çağırıp hoş beş edip, kollarına iki bilezik taktırıp güzelce sofralar kurmaktan daha ayıp karşılanıyor.
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,8bin okunma
Bilim kurgu alanında okuduğum ilk kitaplardan olma özelliğini taşıyan Marslı; insanoğlunun dünyayı mahvettikten sonra Mars’a gidip yaşam alanı kurabileceğini görmek istemesi ile birlikte bir botanikçinin hata ile Mars’ta tek başına kalıp patates yetiştirme macerasını ele alıyor. Kitabı 3 günde bitirdim, yani bilim kurgu severler bu kitabı da sevecektir.