Toprak insan için ekiliyor, başaklar insan için biçiliyor, su insanı kaldırıyor, hava insanın ciğerine hücum ediyor. 'Yaşamak' diyoruz tüm bu olanlara ama gerçekte yaşamak nedir diye kıvranmaya devam ediyoruz.
Başkalarının evlerinde yaşamayı seviyorum (...) Şampuanlarını kullanıp fincanlarında kahve içiyorum. Bu yabancılaşmada kendimi buluyorum. Şeytanın çömlekleri ve kapakları deyiminin aksine her zaman şu deyişe inandım: 'Kendini başkalarının yerine koy.'
İşte o yerde kendimi iyi hissediyorum, tanımadığım dolapları açıyorum, bulduğumu giyiyorum. Aynada kendime bakıyor ve kendimi yeniden tanıyorum.
Kısa bir bilgelik. Temizlik, dua, çalışma... Çalışma zorunlu olarak iyi huyları, tokgözlülük ve iffeti doğurur, bunun ardından da kendiliğinden sağlık, zenginlik, başarılı ve ilerleyen bir üstünyetenek ve iyilikseverlik gelir. Age quod agis. (Ne yaptığını bil.)
Gerek ruh, gerekse beden yönünden, hep uçurum duygusu içinde oldum; yalnız uykudaki uçurum değil, aynı zamanda eylemdeki, düşteki, anıdaki, istekteki pişmanlıktaki, acınmadaki, güzeldeki, sayıdaki vb. şeylerdeki uçurum...