Dışımızdaki değerlerin koyduğu amaçlara ulaşmak için çabalıyoruz ama bu arada içimizdeki değerleri unutuyoruz; hayatımızdaki kopukluk buradan gelmekte.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sonra yavaş yavaş mantığım değişti. Hatta dünyaya bakışım, eşyayı görüşüm, insanları anlayışım değişti. Vakıa bunlar bir günde olmadı. Hatta çok güçlükle ve adım adım oldu. Hatta çok defa bana rağmen oldu.
Biri olmak, istediği o karaktere ulaşmak insana özgürlükmüş gibi gelse de aslında sen kendini belli bir karakter olarak belirlediğinde, kendini o karakterin özellikleri içine sıkıştırmış olursun. “Ben buyum” dediğin an, o ben dediğin kişinin doğruları, yanlışları, sevdikleri, sevmedikleri içine kendini sıkıştırırsın. Belki farklı bir şey yapmak istersin fakat “Yakışık kalmaz” diyerek içinden gelen o enerjiyi onurlandıramazsın. Hayat her gün akar, her gün değişir ve onunla birlikte fark etmesen de her an sen de değişirsin. On yıl önce olduğun insan değilsindir ve artık yapmak istediklerin de değişmiş olabilir. Ancak olman gerektiğini düşündüğünden farklı hareket edemezsin. Biri olmak bu yüzden seni içindeki özden, o gerçek kuvvetten uzaklaştırır. Senin içinde sınırsız bir potansiyel varken, modifikasyonlar sonucu yarattığın karakterin sınırları içinde sıkışır kalırsın. Onun dışına çıkmaya cesaret edemezsin. Yani aslında özgürlük zannettiğin şey, bu benim karakterim diye sıkı sıkıya tutunduğun şey, bir noktada esaretten başka bir şey değildir.