Anna’nın babası onu şehirde olanlardan uzak tutmak için elinden geleni yapmıştı ancak savaş savaştır ve bir çocuğu dünyadan sonsuza dek korumak mümkün değildir. Sokaklarda üniformalılar, bağıran insanlar, köpekler, korku ve silah sesleri vardı. Bir adam konuşmayı seviyorsa kızı da bir gün “savaş” kelimesinin yüksek sesle söylendiğini duyacaktır. Savaş, her dilde ağır bir kelimedir…
100 sayfada anlatacağı şeyi, aynı cümleleri defalarca kullanarak 300 sayfada anlatan kitap… Sürekli aynı şeyleri okuduğunuz için bir süreden sonra sıkıyor..
Yarım bıraktım, kitap asla içine almıyor. Sanki konudan konuya atlıyor gibi. Anlamak için sürekli başa dönüp okumak zorundasın. Sürekli yapılmış deneylerden bahsetmiş, yazarın kendine ait bir fikir yok sanki. Gerçi bunu sadece 100 sayfasını zar zor okumuş biri olarak yazıyorum. Devam edemeyeceğim..
Yine hayvanların , insan ırkı yüzünden çok acı çektiği bir hayat..
Çok farklı ve değişik bir kitaptı. Kendimi o adada çaresiz, hayvanlaşmaya başlayan ve vahşileşip kendini keşfetmeye başlayan hayvanların içinde çaresiz ve tek başıma hissettim. Güzel betimleme, güzel hissettirdi.
Kitabı filmlerden ne kadar da farklıymış, bilmiyordum.. Çok şaşırdım.. 3 saat gibi kısa bir sürede okudum. Gerçekten tatlı ve öğretici bir kitap. Bence herkes okumalı.