Seyhan

Seyhan
İnsanlardan kaçıp kitaplara sığınan, tek lüksü kitaplar olan biri…
82 yaşında yazılmış dolu dolu bir kitap…
Puan vermedi·353 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
102 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 13:34
Uzun bir aradan sonra, zamana yayarak keyifle okuduğum Bir Dinozorun Anıları kitabının incelemesi ile geldim. Öncelikle “dinozor” nereden geliyor? Mina Urgan kendisini eski kuşaktan, geçmişin değerlerini taşıyan biri olarak gördüğü için kitabına bu ismi veriyor. Bence de oldukça yerinde ve anlamlı bir seçim olmuş. Çünkü o; bilgisi, duruşu, hayata bakışı ve nezaketiyle artık pek az rastlanan, nesli tükenmekte olan nadir insanlardan biri gibi hissettiriyor. Mina Urgan daha kitabın girişinde bile beni etkiledi. 82 yaşında bu kitabı yazmış olması başlı başına hayranlık uyandırıcı. Pek çok insan o yaşlarda hastalıklarından ve hayatın zorluklarından söz ederken, onun yaşlılığa rağmen hayata bağlılığını, enerjisini ve anılarını böylesine samimi bir şekilde kitaplaştırması çok etkileyici. Satırlarında hem güçlü bir yaşam sevgisi hem de yılların biriktirdiği derin bir deneyim hissediliyor. Dolu dolu yaşanmış bir hayat… Çocukluğu, gençliği, edebiyata ve öğretmenliğe olan tutkusu kitabın her satırında hissediliyor. Mina Urgan, birçok ünlü isim ve seçkin edebiyatçıyla yaşadığı anıları samimi bir dille anlatırken, Cumhuriyet’in ilk yıllarına ve o dönemde yaşanan olaylara da tanıklık etmemizi sağlıyor. Kitap sadece bir anı kitabı değil, aynı zamanda bir dönemin ruhunu hissettiren çok değerli bir anlatı gibi. Ben kitabı keyif ve merakla okudum. Bir Dinozorun Anıları, samimi anlatımı ve bir döneme ışık tutan anılarıyla gerçekten etkileyici bir eserdi. Mîna Urgan’a hayran kalmamak elde değil. Kitapseverlere gönülden tavsiyemdir, mutlaka okuyunuz.
Edebiyat
Bir Dinozorun AnılarıMina Urgan · Yapı Kredi Yayınları · 202214,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·125 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2026 13:35
Yazarın kalemiyle Posta Kutusundaki Mızıka eseriyle tanıştım. Gerçekten samimi, akıcı bir kitaptı. Ay Tiradı kitabını okurken biraz yoruldum. Zihnimi yordu, kalbimi acıttı cümleler… “İnsan, kendi sesini duyabilir mi? Bundan emin değilim çünkü nerede olduğumu bilmiyorum şu anda” diye başlıyor kitabımız. Sayfalar ilerledikçe ben de kendi yerimi yitirmiş gibi hissettim. Zaman zaman satırların arasında kayboldum; hayatın içindeki konumumu aradım durdum. Kendi iç sesimi gerçekten duyabiliyor muyum, yoksa kalabalıkların gürültüsünde onu hep bastırıyor muyum, diye sordum kendime. A. Ali Ural Ay Tiradı derinlikli bir eser. Yazar, tek bir konuya bağlı kalmadan ilerlemiş; yazarlardan, kitaplardan ve ilim-bilim dünyasından aldığı kesitlerle anlatımını zenginleştirmiş. Çok katmanlı yapısıyla okuru düşündüren, zihinsel yolculuğa çıkaran bir kitap. Ay Tiradı, anlaşılması biraz zor, okuru çokça yoran aynı zamanda düşündüren bir kitap. Konular arasında geçişlerin hızlı olması bazı yerlerde anlam karmaşasına yol açabiliyor. Her okurun aynı ölçüde seveceğini söylemek zor; kişisel okuma zevkine göre değişebilecek bir eser. Ali Ural’ın kalemini sevenler için bu eser naçizane tavsiyemdir; okuyunuz.
Ay TiradıA. Ali Ural · Şule Yayınları · 20211,456 okunma
“Her çocuk farklı bir cevherdir.”
Puan vermedi·176 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2026 20:33
“İhsan Öğretmen, 9 yıl öğretmenlik, 9 yıl da yöneticilik yapmış; okulunda yönetici olarak görevine hâlen devam etmektedir. Bunu özellikle en başta belirtmek istiyorum; çünkü bu kitabı, mesleğin tam içinden, o işin mutfağında yetişmiş bir eğitimcinin kaleminden okuyacaksınız. Bu da eseri son derece kıymetli kılıyor.” Öğretmenlik yapmamış birinin, bir öğretmenin yaşadığı sorumlulukları, sınıf içindeki dinamikleri, öğrenci psikolojisini ve veli iletişimini tam anlamıyla bilmesi ve değerlendirmesi mümkün değildir. Çünkü öğretmenlik yalnızca ders anlatmaktan ibaret değil; öğrencinin duygusunu anlamayı, velinin beklentisini yönetmeyi ve her gün farklı bir duruma sabırla yaklaşmayı gerektiren çok yönlü bir meslektir. İhsan Öğretmen’in kitabı da çok yönlü bir eser… İçinde öğrencilerle yaşanmış anılar, meslek hayatından kesitler, velilerle kurulan bağlara dair hatıralar var. Her satırda eğitimin yalnızca bir görev değil, aynı zamanda bir gönül işi olduğunu hissediyorsunuz. Zaman zaman gülümseten, zaman zaman düşündüren bu anılar; öğretmen, öğrenci ve veli üçgenindeki o görünmeyen emeği samimi bir dille gözler önüne seriyor. Yazar, geçmişin izlerini günümüzün gerçekliğiyle ustalıkla buluşturup; öğretmen, öğrenci ve veli arasında sağlam ve anlamlı bir bağ inşa ediyor. Eserde bol keseden verilen öğütler ya da üstten bakan, çok bilmiş cümleler yok. Aksine, okuru yargılamayan; anneliğini ya da babalığını eksik hissettirmeyen, samimi ve anlayışlı bir dil hâkim. İhsan Öğretmen’in satırlarını okurken onu sanki aileden biriymiş gibi yakın ve samimi hissediyorsunuz. Bu samimi ve içten eseri gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. Okuyun, sevdiklerinize de okutun; eminim sayfalar arasında kendinizden bir parça bulacaksınız. Unutmadan söyleyeyim; yazar ilinize gelirse söyleşisine
1000Kitap
Sayın Veliİhsan Şen · Hayat Yayıncılık · 202513 okunma
Bilindik şeyler… Düz bir anlatım… 418 sayfalık konusu yok bence.
Ben çok sevemedim bu kitabı :( hikaye ve anlatılanlar sıradan dümdüz… Konular gereksiz uzatılmış… 418 sayfa bir de 100 sayfa okuyup yarıda bıraktım. Konusu bebekken annesi tarafından babaanneye bırakılan Süreyya’yı ve yaşadığı olayları anlatıyor. Kitap iki koldan ilerliyor: Telefonun ucunda annesi; annesinin onu neden bırakıp gittiği, geri dönmediği, pişmanlıkları, üzüntüsü… Diğer taraftan Süreyya’nın yaşam öyküsü… Annesinin terkedişinin onda oluşturduğu boşluk… Ruhsal yaralar… Okul hayatı, iş hayatı, insanlarla kurduğu ilişkiler… Daha doğrusu kuramadığı…. Kitapları, onlarla yaşamayı seven biri… Ana karakter çok soğuk ve dengesiz... Ruh halleri sürekli değişen bir karekter… Ben sevemedim kitabı.
Unutma Beni ApartmanıNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20176,1bin okunma
“İnsan düşünmeye başlayınca hayat sevilmeyecek bir şey oluyor.”
Puan vermedi·344 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2026 11:27
“Bir kitap ne kadar hüzünlü olursa olsun bir hayat kadar hüzünlü olamaz.” Lucas & Claus… Unutulmayacak 2 karakter… Kitabı nerden başlayıp nerden anlatsam bilemiyorum. Baştan demeliyim ki son zamanlarda okuduğum EN SÜRÜKLEYİCİ KİTAP oldu. Laf olsun diye söylemiyorum, gerçekten de öyle. Büyük Defter Büyük Defter ismini kardeşlerin birbirlerine yazdığı defterlerden alıyor. Zamanın ve adın olmadığı bir coğrafyada, savaşın, yoksulluğun ortasında anneannelerine emanet edilen küçük ikizler anlatılıyor ilk bölümde. İlk bölümde anneannenin çocuklara davranışından, onları itip kakmasından, onlara kötü davranmasından rahatsız oldum açıkçası. İlk defa böyle bir anneanne gördüm. Kanıt Kitabın ikinci bölümü. Yazar aslında 3 ayrı kitap halinde yazmış bu bölümleri, sağ olsun Yapı Kredi Yayınları bu kitapları tek bir çatı altında toplamış. Bu sayede olay örgüsünden, hikayeden kopmadan devamını okuyabiliyoruz kitabın. İkinci bölümde anneanne ölüyor. İyi ki de ölüyor, kitap boyunca ona sabredemezdim yoksa. Ayrıca bu bölümde kardeşler de ayrılıyor :( Biri oldukları şehirde kalıyor, diğeri savaşın ortasında sınırı geçip bir bilinmeze doğru gidiyor… Lucas üzerinden ilerliyor bu bölüm. Onunla beraber unutulmayacak yeni karakterlerde dahil oluyor kitabımıza: Yasmine, Mathias, Clara, Peter… Bunlarla ne olaylar oluyor ne olaylar… Bu bölümde beni en çok Yasmine’nin babasından çocuk yapması yani ENSEST İLİŞKİ çok rahatsız etti. ENSEST İLİŞKİ OLMAMALI KESİNLİKLE. PEDOFİLİ BUNLAR OLMAMALI YA… Üçüncü Yalan Neyin doğru neyin yalan olduğunu anlamak o kadar zor ki…Beynim error verdi bu bölümde. Lucas Claus mu, Claus Lucas mı deyip durdum. İkinci bölümde ilk bölümlerde okuduğum olayların orda anlatılmadığı gibi olduğunu öğrenince ne oluyoruz ya, dedim. Şok oldum. Bu bölümde arapsaçına dönüyor
Roman
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü YalanAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20258,4bin okunma