Buğrahan kaya

Buğrahan kaya
@Seyyah23
15 okur puanı
Kasım 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi·355 syf.··
2019 12. kitabı
Harper Lee, adalet, özgürlük, eşitlik gibi hâlâ güncel temaları, Scout’un gözünden işleyerek iyilik ve kötülüğü ortaya koyar. Bir siyahinin haksız yere suçlanması üzerinden gelişen olaylar, önyargılar, sınıf ve ırk çatışmaları, iyilik, adalet gibi konular Maycomb kasabasının sınırlarını aşıp evrensel bir hikâyeye dönüşüyor.
Bülbülü ÖldürmekHarper Lee · Sel Yayınları · 201488,5bin okunma
Puan vermedi
Kitabın kapağını araladığınız anda, böceğe dönüşerek uyanan Gregor Samsa ile beraber bir odanın içine kapatılıyorsunuz. Ve kitabın kapağını kapatana dek o odadan çıkış yok. Bir kitap okuyor olmaktan çok Gregor’un hayatına birebir tanık oluyoruz adeta. Gregor’un böyle trajik bir duruma düşmesi sonucunda çaresizliğini, çabasını, mücadelesini, dışlanmasını hatta yalnız kalmasını ya da bu böcek olma durumuyla neyin / nelerin ima edildiğini, satır aralarında nelerin saklandığını bize yazar anlatmıyor, bir okur olarak tüm bunlara biz tanık oluyoruz.
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022267,5bin okunma
Puan vermedi·548 syf.··
2019 11. kitabı
Savaş ve Barış yıllardır kitaplığımda duran ancak bir türlü okuyamadığım, her gördüğümde bunu en kısa zamanda okumalıyım dediğim, hep ötelediğim bir kitaptı. Konstantin Simonov'un İnsan Asker Doğmaz'ını okurken satır aralarında Savaş ve Barış'a rastlayınca, daha fazla ertelememeye karar verdim ve yaklaşık bir buçuk ay süren uzun bir yolculuğa çıktım Tolstoy’la. 1805 yılı Temmuz’unda Anna Pavlovna Serter’in düzenlediği suareyle başlayan Savaş ve Barış’ın ilk 100 sayfalık bölümünde ister istemez bir isim kargaşası yaşanıyor. İsim hafızası zayıf biri olarak, Rus isimlerinin karmaşık yapılarını da bildiğimden dolayı, kitabın ilk sayfalarından itibaren isimleri not etmeye başlayarak bu kargaşayı kendimce en aza indirdim. Kitapla ilgili yorumlarda ilk yüz-yüzelli sayfanın gereksizliğinden ve sıkıcılığından dem vurulsa da, genel anlamda bakıldığında ana karakterleri okuyucuya tanıtmak açısından çok doğru bir yol izlemiş Tolstoy. Sabredip, kitabı okumaya devam ederseniz, ilk sayfalarda yüzeysel olarak tanıştığınız karakterlerin, yavaş yavaş iç dünyalarına, yaşam görüşlerine, kişiliklerine uzanan bir yolculuğun içinde bulacaksınız kendinizi.
Savaş ve BarışLev Tolstoy · Antik Batı Klasikleri · 201325,9bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2019 10. kitabı
Aslında kitabı tamamen tesadüf eseri kütüphanede dolaşırken fark ettim. Onca kitap arasında sanki gel de beni oku der gibi bana bakıyordu. Kitap beni kendine çekti. Yanına gidip bir göz gezdirdim. Kitabı okumaya başladığımda hiç fark etmeden kitabın bittiğini fark ettim. Kitap o kadar akıcı ve sade bir dille yazılmış ki bir çırpıda okunuyor. Okuduğum zaman insan kendinden bir şeyler buluyor kitapta. Okuduktan sonra da kızıyor kendine. Bunca zaman neden bu kitabı okumadığı için. Açıkçası ben kendime kızdım çünkü kitap cidden “kim olduğunu biliyor musun” sorusunu soruyor kendine. Kitabı okuduktan sonra hayatınızda çoğu şeyin değişeceğine eminim. İnsanın empati ve karşı cinslerin birbirini anlaması için çok ideal bir biçim de baş kaldırışı ele alıyor. Kitap çok acayip ahlak ve değer tabularını yıkıyor özellikle ülkemizde kadın olmak duygusuna bir baş kaldırış olarak okudum. Ülkemizde kadın olmak dünyanın en zor işin yanında bile zor kalır. Böyle kitaplar okunmalı okutulmalı ki zihniyet okuyarak, araştırarak değişeceğine inanıyorum. Kitabı okumayanlar için şiddetle tavsiye ediyorum. Kitabın konusundan biraz bahsedecek olursak, Filiz 20 yaşında bir üniversite öğrencisidir. Kendi bedenine doğru yaptığı haz dolu yolculuğunu ardından tabularla, en baştan da bekaret olgusuyla yüzleşmek zorunda kalır. Ama onun teslim olmaya niyeti yoktur. Çelişkileriyle hesaplaşmak adına içsel bir isyan başlatır. Tanıştığı yeni insanlar sayesinde de kendi gerçekliğinin farkına varır.
Kim Olduğumu Artık BiliyorumEmre Caner · Su Yayınları · 20075 okunma
Puan vermedi·164 syf.··
2019 9. kitabı
Hayatta hiçbir şeyim yok” diyorsanız ve hayata kendinize güveniniz kalmadıysa “Sol Ayağım” kesinlikle okunması gereken kitaplardan birisidir. Kitap hayatın bütün zorluklarına rağmen hayatta nasıl tutunulması gerektiği anlatan fazla uzun olmayan bir eser aslında, en ilginç tarafı da kitabın gerçek bir yaşanmışlık hikayesi olması. Çok anlaşılır ve sürükleyici bir dille yazılmış olan roman özellikle çocuk ve gençlere çok şey katabilir. Engellilerin, hastaların, kendileri gibi olmayanların mücadelesini anlamaları ve eş duyum kurabilmeleri için iyi bir başlangıç bu eser. Birinci ağızdan çektiği fiziksel acıları, bunalımlarını, çocukluğunun saf sevincini,hayal kırıklıklarını, inancını, aşkını, kıskançlıklarını, kederini okuyorsunuz. Beni en çok etkileyen Christy Brown engellerini aşarak kendisini bir kahraman ya da mağdur olarak sunmak yerine olduğu gibi, iyisiyle kötüsüyle bir insan olarak ortaya koymasıdır. O hem bir kahraman gibi kafasına koyduğunu yapacak kadar inatçı, yılmadan çalışacak kadar inançlı hem de bir zavallı gibi çaresizlik içinde umutsuz, hayattan vazgeçecek kadar kedersiz, kendini öldüremeyecek kadar korkak
Edebiyat
Sol AyağımChristy Brown · Nokta Yayınları · 200694,8bin okunma