Bu böyledir...
Dizilerde aniden başka sahneye geçerler ve farklı karakterler izlemeye devam edersiniz ya işte onun kitap halini düşünün. Her bölümde farklı bir karakterin hikayesine şahitlik ediyorsunuz. Nihayet son bölümde hepsini anlamı birer birer oturuyor. Okudukça ve üzerine düşündükçe her hikayede farklı metaforlar yakalıyorsunuz. Yalnızca olay örgüsüne bakarsanız: elinde davul fırını yanında eşi Zennure ve kızıyla birlikte lunaparkın çıkışını bir türlü bulamayan Süleyman'ın hikayesini okursunuz.
Peki lunapark aslında neresi?
Dünya olabilir mi mesela...
İçinde çıkamadığımız dertler...
Eşinin ısrarı üzerine katıldıkları çekilişten çıkan davul fırın yol boyunca yük olur Süleyman'a. Aslında yük olan fırın mıdır yoksa helal yolla almaması mı? Zaten onun için bankada çalışmak da ayrı bir yüktür. Halbuki Hafız yorgan ustasının yani ne kadar huzurludur ama orada kalmasına müsaade etmez hayat.
Zennure'nin gözü başkasındadır ama Süleyman ile evlenmek nasip olmuştur. Manifaturacı dayısına bir sebep armut gelir ama bir ısırıktan fazlasını yiyemeden vefat eder. Bu böyledir insan bir şekilde nasibine varır.
Süleyman lunaparktan çıkmak istedikçe farklı çadırların içinde düşer. İnsan kaçmak istedikçe daha fazla içine çekilir dünyanın. Bu böyledir. Bir bakmış o renkli ve gürültülü hayatın içinde kaybolmuş. Ömür bitmiş ama saat sanki ilerlemiyor...
Bu BöyledirMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20229,2bin okunma