Elif A.

Elif A.
@SeyyahElif
Psikolog
40 okur puanı
Haziran 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi·90 syf.·
2025 10. kitabı
Bu böyledir... Dizilerde aniden başka sahneye geçerler ve farklı karakterler izlemeye devam edersiniz ya işte onun kitap halini düşünün. Her bölümde farklı bir karakterin hikayesine şahitlik ediyorsunuz. Nihayet son bölümde hepsini anlamı birer birer oturuyor. Okudukça ve üzerine düşündükçe her hikayede farklı metaforlar yakalıyorsunuz. Yalnızca olay örgüsüne bakarsanız: elinde davul fırını yanında eşi Zennure ve kızıyla birlikte lunaparkın çıkışını bir türlü bulamayan Süleyman'ın hikayesini okursunuz. Peki lunapark aslında neresi? Dünya olabilir mi mesela... İçinde çıkamadığımız dertler... Eşinin ısrarı üzerine katıldıkları çekilişten çıkan davul fırın yol boyunca yük olur Süleyman'a. Aslında yük olan fırın mıdır yoksa helal yolla almaması mı? Zaten onun için bankada çalışmak da ayrı bir yüktür. Halbuki Hafız yorgan ustasının yani ne kadar huzurludur ama orada kalmasına müsaade etmez hayat. Zennure'nin gözü başkasındadır ama Süleyman ile evlenmek nasip olmuştur. Manifaturacı dayısına bir sebep armut gelir ama bir ısırıktan fazlasını yiyemeden vefat eder. Bu böyledir insan bir şekilde nasibine varır. Süleyman lunaparktan çıkmak istedikçe farklı çadırların içinde düşer. İnsan kaçmak istedikçe daha fazla içine çekilir dünyanın. Bu böyledir. Bir bakmış o renkli ve gürültülü hayatın içinde kaybolmuş. Ömür bitmiş ama saat sanki ilerlemiyor...
Bu BöyledirMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20229,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·590 syf.·
2023 9. kitabı
İstanbul seyahatim sırasında okuduğum ve okudukça ne kadar kadim bir şehirde olduğumu bana hatırlatan kitap. Tarihi Yarımada'da gerçekleşen cinayetlere dair ipuçlarını takip ederken tarihin silinmeyen izlerinin de peşine düşüyorsunuz. Bizans'tan Cumhuriyet Dönemi'ne kadar İstanbul'un tarihi üzerine kurgulanmış enfes bir roman. Okuduğum ilk Ahmet Ümit eseri olduğundan mı, akıcı kurgusundan mı yoksa İstanbul'u adım adım gezerken kitapta geçen mekanları tarihini bilerek ziyaret etmek imkanım olduğundan mı bilmiyorum ama benim için herkese tavsiye edebileceğim eserler arasında yerini aldı.
İstanbul HatırasıAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201943bin okunma
Puan vermedi·152 syf.·
2019 8. kitabı
Parça parça hikayelerle, paramparça hayatlardan izler sunulmuş gibiydi. Her ne kadar zevkle okuduğumu söyleyemesem de altını çizmek istediğim yerler oldu. Kapalı bir anlatım kullandığı için okura düşünmek için bir kapı aralıyor. Her ruhta bir parça ayna görevi göreceği kesin.
UyumsuzlarRasim Özdenören · İz Yayıncılık · 2015507 okunma
9/10
·163 syf.·
2020 8. kitabı
Sabahattin Ali, ”Dünya’nın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir!... Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz?” sözleriyle kitabın ana fikrini yeterince özetlemiş aslında bize ise bu eseri keyifle okumak kalmış. Bu sözler Raif Efendi karakterinde hayat bulmuş ve Marie Puder'e duyduğun aşkın ortaya çıkmasıyla birlikte derinlere inen bir anlatımla okura geçirilmeye çalışılmış.
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025375,8bin okunma
8/10
·112 syf.·
2020 5. kitabı
Yaşamın, ölümle sonuçlanan yaşamın saçmalığına karşın, umutsuz değil Camus'nün dünya görüşü. Bir yazısında bakın ne diyor Camus: Ne olursa olsun, her şeyin anlamsız olduğu, her şeyden umut kesmek gerektiği düşüncesiyle nasıl kalır insan?.. Her şeyin anlamsız olduğunu söylediğimiz anda bile anlamlı bir şey söylemiş oluyoruz. Dünyanın hiçbir anlamı yoktur demek, her çeşit değer yargısını ortadan kaldırmak olur. Ama, yaşamak ve örneğin, yiyip içmek kendiliğinden bir değer yargısıdır. Ölmeye yanaşmadığı sürece, insan yaşamayı seçiyor demektir. O zaman da, görece de olsa, yaşamaya bir değer veriyoruz demektir. Umutsuz bir edebiyat ne demek olabilir? Umutsuzluk susar. Kaldı ki susmak bile, eğer gözler konuşuyorsa, bir anlam taşır. Gerçek umutsuzluk can çekişme, mezar ya da uçurumdur. Umutsuzluk konuştu mu, hele yazdı mı, hemen bir kardeş el uzanır sana, ağaç anlam kazanır, sevgi doğar. Umutsuz edebiyat sözü birbirini tutmayan iki sözdür. Çünkü edebiyat olan her yerde umut vardır. Umut dolu önsözlerle başlamasına karşın Meursault'un hapsolduğu umutsuzluğu ve boşvermişliği derinden hissettiren bir kitap. Her şeye rağmen, en çok da ölüme yakınken, içinde bir parça umut kaldığını seziyorsunuz lakin hayatın akışına karşı umursamazlığının bu ümidi perdelediği bir anlatım daha fazla ön plana çıkıyor. Çaresizce veya değil bir şekilde ölüme yürümek dahi biraz huzursuzluk dışında rahatsızlık vermeyecek bir kabulleniş haline bürünen Meursault üzerinden yazdıklarımdan başka mesajlar verilmek istendiği de hissedebileceğimiz bir eser. Eser politik, hukuki ve toplumsal meselelere de değinmiş olsa da ben daha çok psikolojik açıdan bir değerlendirme yapmak istedim. Eserin dili ile ilgili bir şeyler söylemek gerekirse de oldukça sade bir anlatımı var.
Edebiyat
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2012137bin okunma