"Muhlis için aşk ve sevda kumaştan farklı değildi. Bir kumaş ne kadar zarif, ne kadar ağır, ne kadar sağlam olursa olsun, mutlaka onun bir tersinin var olacağını ve zaman geçtikçe örselenip eskiyeyeceğini bilirdi. Seven ile sevileni, satıcı ile müşteriden hiç ayırmazdı. Satıcı kumaşını beğendirmek için ne kadar çaba gösterirse sevenin de bu çabaya karşı ne derece ölçülü davranması mümkünse sevilen de gönlüne sunulmakta olan sevgiyi kabulde o derece nazlı davranacağını düşünmekteydi. Yani Muhlisçe karşılıklı sevişme bir çeşit "alışverişten" ibaret görülmekteydi"
"Muhakkak ki aşk, harika bir şey :zümrütlerden daha kıymetli, nadide güneş taşlarından daha paha biçilmez. Ne inci mercanla değiştirilebilir ne çarşıya çıkarılabilir. Ne tacirlerden satın alınabilir ne de altın terziyle tartılır... "
' İki birden iyidir, çünkü emeğine daha iyi karşılık alır. Düşerlerse biri ötekini kaldırır. Ama düştüğünde yalnız olanın vah haline...çünkü yanında ona yardım edecek kimse yoktur.
... İki kişi birlikte yatarsa sıcak olur. Ama bir kişi tek başına ısınabilir mi? Ve biri onu ezmeye kalkarsa, iki kişi olursa karşı koyabilir ve üç katlı bir ip kolay kolay kopmaz'...