“Ateş ısıtabilir veya yakıp yok edebilir, su susuzluğu giderebilir veya boğabilir, rüzgâr okşayabilir ya da kesebilir. İnsan ilişkileri de böyledir: Birbirimizi hem yaratabilir ve yok edebilir hem besleyebilir ve dehşet içinde bırakabilir hem de travma yaşatabilir ve iyileştirebiliriz”
“Dönecek bir yer yok ki, orada bir hayat olsun.” Kelimeleri keskin ve acımasızdı. Benim gözlerim yaşarır gibi oldu. Gözlerimin yaşarmasına şaşırdım çünkü hayatımda hiç yerimden edilmemiştim. Bana ne oluyordu, danışan bu kadar net ve soğuk bir şekilde sadece gerçekleri dile dökerken?
.
.
Sonra fark ettim ki danışan soğuk ve mesafeli değil, öfkeliydi.
.
.
.
Belki de öfkesinin altındaki derin acısı da bir yerlerden sızıp bana kadar gelmişti.
“Korkuyorum. O kadar çabalayıp elime ya hiçbir şey geçmezse. Mesela size bakıyorum muhtemelen mutlu bir hayatınız var, istediğiniz işi yapıyorsunuzdur, keyfiniz yerindedir gibi geliyor. Anlamlı da geliyordur yaptığınız, insanların hayatlarına iyi anlamda dokunuyorsunuz. Ama ya seçtiğiniz boş çıksaydı?”
.
.
.
“Ya mutlu olmasaydınız? Ya anlamlı zannettiğiniz şey çok boş çıksaydı? Pişman olsaydınız?”